(2709 S. K. m. 141) (6100 S. K. m. 391, 394)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 19.3.2013 tarih ve 2012/214 esas sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi C. S. M. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: İhtiyati tedbir isteyen davacı vekili, müvekkilinin 2010/00198 T4 Sayılı patent belgesine sahip olduğunu, davalı tarafından üretilen asma klozet gizli montaj aparatının müvekkili patentine tecavüz teşkil ettiğini ileri sürerek, davalı tarafından üretilen ve pazarlanan asma klozet montaj ve sabitleme düzeneği ürünlerine görüldükleri yerde el konularak adli muhafaza altına alınması, ürünlerin tanıtımı, imali, ithal ve ihracı, pazarlanması, dağıtımının durdurulması yönünden tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının patentinin hükümsüzlüğü talebine yönelik dava açıldığını savunarak, tedbir talebinin reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve bilirkişi raporuna göre, davalının ürettiği inceleme tabi tutulmuş olan sabitleme aparatının davacıya ait TR 2010/00198 Sayılı patent belgesinin 1, 6, 8, 9 ve 11 numaralı istemlerinin koruma kapsamı içinde kaldığı, 2, 3, 4, 5, 7, 10 ve 12 Sayılı istemlerinin koruma kapmasında kalmadığı gerekçesiyle, davalının asma klozet gizli montaj seti veya aparatı isimli ürünlerinin bulundukları yerden toplatılmasına, ürünlerin imal, ithal ve ihraç etmesinin dava sonuçlanıncaya kadar tedbiren önlenmesine karar verilmiş, verilen karara davalı vekili hükümsüzlük davasının ve müvekkiline ait faydalı model belgesinin değerlendirilmediği gerekçesiyle yapmış olduğu itirazı mahkemece celse ara kararıyla reddedilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- İhtiyati tedbir istemli açılan davada, mahkemece ihtiyati tedbir kararı verilmiş, söz konusu karara davalı vekili tarafından itiraz edilmiş, mahkemece celse ara kararıyla ihtiyati tedbir kararına itiraz reddedilmiştir.
H.M.K.nın 391/3 ve 394. maddeleriyle ihtiyati tedbir talebinin reddi ve talebin kabulüne dair karara itirazın reddi halinde kanun yoluna başvurma olanağı getirilmiştir. Ancak temyiz edilen bir kararın Yargıtay tarafından temyiz incelemesinin yapılabilmesi için öncelikle kararın taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmesi ve süresi içerisinde temyiz edilmiş olması: ayrıca ihtiyati tedbir kararının H.M.K.nın 391/2 maddesi uyarınca gerekçeli karar şeklinde yazılması gerekmekte olup, esasen Yargıtay denetiminin de gerekçeli karar üzerinden yapılması mümkündür. 1982 Anayasası'nın 141. maddesine göre, tüm mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerekmektedir. Temyiz edilen kısa karar, bu hususları kapsamadığından, temyiz denetimi mümkün değildir. Bu durumda, mahkemece, ihtiyati tedbir kararına itirazın reddi kararı verilmesi üzerine, H.M.K.nın 391/2 maddesine uygun olarak, gerekçeli karar yazılmamış olduğundan kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 24.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy