(818 S. K. m. 106, 211)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret (Kadıköy 3. Asliye Ticaret) Mahkemesi'nce verilen 22.05.2012 tarih ve 2007/405-2012/591 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi E. K. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili asıl ve birleşen davada, müvekkillerinin davalı şirketin ortakları olduklarını, müvekkillerince sahip oldukları davalı şirket hisse senetlerinin bir kısmının davalı gerçek kişiye devri hususunda 17.02.2001 tarihli protokolün düzenlendiğini, hisse senetlerinin devri karşılığında davalı gerçek kişinin de diğer davalı şirketin borçları ile müvekkili K. O. ile S. O.'un borçlarını ödemeyi üstlendiğini, anılan protokol uyarınca müvekkillerinin hisse devrini gerçekleştirdiklerini, ancak davalı M. K.'ın müvekkiline ait şahsi borçlarını tamamı ile şirket borcunun bir kısmını ödemediğini, ayrıca müvekkilinin aslında davalı M. K.'a vemiş olduğu 240.000 TL bedelli senedin adı geçenin kardeşi tarafından icra takibine konu edildiği ve bu nedenle müvekkilinin gayrimenkullerine haciz konulduğunu, oysa yukarıda değinilen protokolde konulan hacizlerin kaldırılmasının da öngörüldüğünü, davalı tarafın buna da yanaşmadığını, protokol şartlarının davalı tarafından yerine getirilmemesi ve şirketin mevcut durumu itibariyle borçların ödenmesinin mümkün olmaması, aradan geçen 6 yıla rağmen borçların ödenmesi konusunda hiçbir ilerleme kaydedilmemesi nedenleriyle hisse devrinin iptalinin gerektiğini ileri sürerek, davalı M. K.'a devredilen 25.000 TL nominal değerli hisse senedi devir işleminin iptaline ve ortaklar pay defterinde gerekli düzeltmenin yapılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı M. K.vekili asıl davada, müvekkilinin protokolde öngörülen borçları ödediğini, davacının ödenmediğini ileri sürdüğü borçların bizzat davacının talebi ile ödenmediğini, ancak daha sonra dava konusu olan ve kesinleşen bu borçların da ödendiğini, davacının protokol gereğince devretmesi gereken taşınmazları devretmeyerek kendi edimlerini yerine getirmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili birleşen davada, davacının protokolde kendisine yüklenen edimleri yerine getirmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında düzenlendiği çekişmesiz olan 17.02.2001 tarihli protokol uyarınca davacının davalı şirkete devretmesi gereken taşınmazı devretmediği, aynı şekilde şirketin de davacıya bir adet taşınmazı devretmesi gerekirken bu yükümlülüğü yerine getirmediği, bu haliyle her iki tarafın da kendi edimlerine aykırı hareket ettikleri, davacının 818 sayılı BK'nın 106. maddesinde öngörülen biçimde sözleşmeden dönme hakkını kullanmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, anonim şirket hisse devrinin menkul satışı niteliğinde olmasına ve somut olaya uygulanması gereken mülga 818 sayılı BK'nın 211/ son maddesi uyarınca satılanın istirdadı için bu hakkın ayrıca saklı tutulmasının gerekmesine, aksi halde ancak satılanın bedelinin istenilmesinin mümkün olmasına, somut olayda ise davacı tarafça bedelin istenilmemesine göre davacılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 10.07.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy