(6102 S. K. m. 4, 5) (6100 S. K. m. 114, 115) (556 S. KHK. m. 71)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada Gebze 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 28/10/2015 tarih ve 2015/282-2015/943 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi İsmail Kalem tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların müvekkiline ait "Martinmiller Mm" ve "Güney Kepenk Yayları Martinmiller Mm" ibareli markaları izinsiz kullandıklarını, davalıların eylemlerinin müvekkilinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini ileri sürerek, 1.000,00 TL maddi, 80.000,00 TL manevi, 20.000,00 TL itibar kaybından doğan zararı olmak üzere toplam 101.000,00 TL tazminatın davalılardan tahsili ile, dava konusu marka hakkına tecavüz eylemlerinin durdurulması için taklit malların bulundukları yerde el konulmasına, hüküm özetinin yayınlanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacı tarafın ihtarı ile hem marka başvurusundan hem de imalattan vazgeçtiklerini, bu nedenle haksız rekabetin söz konusu olmadığını, sonrasında da herhangi bir üretimin yapılmadığını, davacının herhangi bir zararının bulunmadığını ve davanın zaman aşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, açılan davanın 6102 sayılı TTK m.4 ve 5 gereği ticari nitelikte olduğu, davaya bakma görevinin Asliye Ticaret Mahkemesine ait olduğu, HSYK'nun 23.07.2015 gün ve 1157 sayılı kararı ile Gebze'de Asliye Ticaret Mahkemesi kurulup, 07.09.2015 tarihinde faaliyete geçmiş olmakla, davada göreve ilişkin dava şartı bulunmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, marka hakkına tecavüzün tespiti, meni, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 556 sayılı KHK'nın 71. maddesinde, '' Bu Kanun Hükmünde Kararnamede öngörülen davalarda, görevli mahkeme ihtisas mahkemeleridir. Bu mahkemeler tek hâkimli olarak görev yaparlar. Asliye hukuk ve asliye ceza mahkemelerinden hangilerinin ihtisas mahkemesi olarak görevlendirileceği ve bu mahkemelerin yargı çevresini, Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu belirler. '' şeklinde bir düzenlemeye yer verilmiş olup bu düzenleme uyarınca 556 sayılı KHK'dan kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümünün ihtisas mahkemelerinin görevi dahilinde olduğu anlaşılmaktadır. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 24.03.2005 tarih ve 188 sayılı kararı ile; fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi kurulmayan yerlerde; bir asliye hukuk mahkemesi olan yerlerde bu mahkemenin, iki asliye hukuk mahkemesi bulunan yerlerde 1 numaralı asliye hukuk mahkemesinin, ikiden fazla asliye hukuk mahkemesi bulunan yerlerde ise 3 numaralı asliye hukuk mahkemesinin 5846 sayılı FSEK 551, 554, 555 ve 556 sayılı KHK'lardan kaynaklanan hukuk davaları için "yetkilendirilmesine" ilgili mahkemelerin yargı çevresinin ise adli yargı adalet komisyonlarının merkez ve mülhakatları olan ilçeleri kapsayacak şekilde belirlenmesine karar verildiği anlaşılmıştır. Mahkemelerin görevi kanunla düzenlenmiş olup, görev kuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınır. 556 Sayılı KHK'dan kaynaklanan uyuşmazlık yönünden görevli olan ihtisas mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu, davaya bakma hususunda mahkemenin görevli bulunduğu gözetilmeksizin işin esasının incelenmesi yerine yazılı gerekçeyle görevsizlik kararı verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.09.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy