MAHKEMESİ : ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 30/11/2017 tarih ve 2017/1 E. - 2017/538 K. sayılı kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 04/04/2019 tarih ve 2018/974 E. - 2019/413 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin havacılık sektöründe dünyanın önde gelen kuruluşlarından olduğunu, şirketin ticaret unvanının kılavuz unsuru olan “AIRBUS” ve “AIRBUS” esas unsurlu davalı Kurum nezdinde 93078, 2012/38383 ve 2012/38419 sayısı ile tescilli markalarının bulunduğunu, müvekkili şirket adına Madrid Protokolü kapsamında akit taraf olan WIPO’nun uluslararası bürosu aracılığı ile “AIRBUS” ibareli markanın 07, 09, 11, 12, 13, 16, 18, 24, 25, 28, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41 ve 42. sınıf mal ve hizmetlerde tescili için 2015/47548 sayılı başvuruda bulunulduğunu, başvurunun 93078, 2012/38383 ve 2012/38419 sayılı müvekkili şirket markaları ile 2009/11058 sayılı davalı şirket markaları gerekçe gösterilerek Markalar Dairesi tarafından kısmen reddedildiğini, bu karara karşı yaptıkları itirazın ise YİDK’in 02/11/2016 tarih 2016-M-10855 sayılı kararı ile kısmen kabulüne karar verildiğini, müvekkilinin davalı şirketten önce “AIRBUS” ibareli markayı benzer emtia ve hizmetlerde tescil ettirdiğini, bu nedenle marka üzerinde gerçek ve öncelikli hak sahibi olduğunu, yapılan yatırımlar, gerçekleştirilen organizasyon ve dağıtım şebekesi, yoğun reklam faaliyetleri, sistem alışkanlığı, hizmet sunumundaki çeşitlilik ve devamlılık faktörleri bakımından markaya ayırt edicilik kazandırıldığından 556 sayılı KHK 8/3 maddesi gereğince başvurunun kabulü gerektiğini, markanın tescilinin talep edildiği 7, 9 ve 42. sınıflarda tüketicilerin kesiminin dikkat düzeyinin yüksek olması sebebiyle markaların karıştırılma
ihtimalinin olmadığını, müvekkilinin “AIRBUS” ibareli markasının tanınmış olduğunu, müvekkili şirket ünvanının kılavuz unsuru olan markanın koruma altında olması sebebiyle 556 sayılı KHK 8/5 maddesi gereğince de YİDK kararının iptali gerektiğini, davalı şirket markası ile müvekkili şirket markası arasında 556 sayılı KHK 7/1-b anlamında benzerlik bulunmadığını, müvekkilinin markalarının seri markalar olduğunu ileri sürerek, YİDK’in 02/11/2016 tarih 2016-M-10855 sayılı kısmen ret kararının iptaline, tescil işlemlerinin 7, 9 ve 42. sınıf emtialarda devam edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Kurum vekili, davacının başvuru markası ile redde mesnet diğer davalı şirket markası arasında 556 sayılı KHK 7/1-b maddesi anlamında aynılık/ayırt edilemeyecek derecede benzerlik olduğunu, hakkın kazanılmasında başvuru ve tescilde öncelik ilkesinin bir sonucu olarak davacının başvurusunun reddedildiğini, YİDK kararının usule ve hukuka uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkili markasının 9. ve 42. sınıf mal/hizmetlerde tescilli olup, 7.sınıf mallarda tescillerinin bulunmadığını, bu sebeple 7. sınıf mallar açısından YİDK kararının isteme hususunda davacının hukuki yararının bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, başvuru kapsamından çıkartılan malların ve hizmetlerin, itiraza dayanak markaların kapsamındaki mal ve hizmetlerle aynı/benzer olduğu, somut olayda önceki markanın esaslı unsuru “AİRBUS” sonraki markanın esaslı unsuru ise “AİR-BUS” olduğu, markalar arasındaki yegane farkın önceki markada “AİR” ile “BUS” kelimelerinin bir tire işareti ile ayrılmış bulunduğu, ancak görsel olarak küçük bir fark yaratan bu unsurun duysal olarak bir fark yaratmadığı, markaların ayırt edilemeyecek kadar benzer olmasına engel olacak nitelikte bir etki doğurmadığı, “AIRBUS” başvurusunun ve “AIR-BUS” markasının ayırt edilemeyecek kadar benzer olması karşısında 556 sayılı KHK m. 7/1-b’nin şartlarının oluştuğu, ancak başvuru kapsamındaki marka bir diğer marka ayırt edilemeyecek kadar benzer olsa bile, başvuru sahibinin aynı işareti içeren önceden tescil edilmiş bir markası varsa bu durumun kendisi lehine kazanılmış hak yaratacağı, 7/1-b kapsamındaki mutlak tescil engelinin aşılmasını sağlayacağı, somut olayda dünyaca tanınmış bir markanın söz konusu olduğu, ülkemizde tescilli olmasa da hem bir AB markası olarak 1985 yılından beri tescilli olması hem de ilgili sektörde “AIRBUS” denilince davacının akla gelmesi nedeniyle markanın tescilinin 7/1-b’de korunan kamu yararına da zarar vermeyecek olması nedeniyle markanın alanıyla ilgili emtia açısından tescilinin uygun olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, TPMK YİDK’nun 2016-M-6436 sayılı kararının iptaline karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı Kurum vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, davacıya müktesep hak sağlayacak Türkiye'de mevcut herhangi bir marka tescilinin bulunduğunun dosya kapsamından anlaşılamadığı gibi, dosya kapsamında müktesep hakka dayanak olabilecek bir davacı markasının bulunduğunun da iddia edilmediği, bu itibarla somut uyuşmazlıkta davacı yararına müktesep hak koşullarının bulunduğu yönündeki kabulün doğru olmadığı, davacının markasının tanınmış marka olmasının da 556 sayılı KHK 7/1-b'deki tescil engelini aşmak için yeterli olmayıp, bu maddedeki tescil engelinin kamu yararı ile aşılmayacağı gerekçesiyle, davalı TPMK vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30/11/2017 tarih ve 2017/1 E. - 2017/538 K. sayılı kararın kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 05/02/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy