MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 24/01/2017 tarih ve 2014/191-2017/28 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin taraf vekilleri tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankadaki hesabında bulunan 137.000,00 USD'nin talimatı olmadan davalı ...'a ödendiğini, davalı ... hakkında ceza davası açıldığını, bu davada zimmetine para geçirdiğini kabul ettiğini ileri sürerek şimdilik 6.000,00 USD'nin avans faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili ıslah dilekçesi ile talep sonucunu 38.000 USD'ye çıkartmıştır.
Davalı Banka vekili, belirtilen davacı hesabındaki tüm ödemelerin açılış tarihinden itibaren sadece diğer davalıya yapıldığını, dava konusu edilen üç işlem dışında da bir çok işlemin davalı ... tarafından gerçekleştirildiğini, davacının bu işlemlere itiraz etmediğini, bu durumun davalı ...'ın davacının yetkilisi/vekili olduğunu gösterdiğini, diğer davalının hesaptan para çekebileceğine ilişkin teamül oluştuğunu, ayrıca anılan işlemlerin davacının müdürü tarafından gönderilen faks talimatları uyarınca gerçekleştirildiğini, davacının işlemlerden sonra detay mizanında bakiye konusunda mutabakatını belirttiğini, 10 ay sonra yapılan itirazın hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ..., işlem tarihlerinde davacı şirket çalışanı olduğunu, şirket müdürünün yazılı talimatı ile çekilen paraların yine şirket için kullanıldığını, davacının işlemlerden haberinin bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, 11/04/2008 tarihli talimatlarda şirket adına atılan imzaların davacı şirket yetkilisine ait olmadığı, 10/03/2008 tarihli 67.000 $ dolar bedelli talimat fotokopisinde yer alan imzanın Recep Kızılaslan'a ait olduğu belirtilmiş ise de, davalı bankanın güven kuruluşu olduğu ayrıca basiretli tacir gibi hareket etmesi gerektiği ve bu talimata ilişkin belge aslını ibraz edemediği gibi fotokopi belgeler üzerindeki incelemede belgelerde bazı tanı unsurları kayba uğrayabileceği gibi bu tür belgelerin sair usullerle elde edilebilme olasılığının bulunduğu, ayrıca belgeye imza, yazı ya da artefakt gibi harici unsurlar eklenebileceğinden fotokopi belgeler üzerinde inceleme yapılmasının sakıncalı olduğu, bu nedenlerle davalıların bu 3 işlemden kusurları oranında sorumlu olduğu, davalı ...'ın tam kusurlu, davalı bankanın %20 ve davacının %80 kusurlu olduğu, buna göre de davalı ...'ın 137.000 USD asıl alacak ve davalı bankanın ise bunun 27.400 dolarınından müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu gerekçesi ile davalı ...’dan 38.000 USD’nin ve davalı bankadan 27.400 USD ile sınırlı olarak müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı ... vekili ile, davalı banka vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Mahkemece evvelce verilen karar, Dairemizin 02.21.2013 tarih 2013/8033 E. 2013/21871 K. sayılı ilamı ile davalı bankanın mevduatı, mevduat sahibine iadeyle yükümlü olduğu kural olarak kabul edilip davacının da meydana gelen olayda iyi adam çalıştırmaması nedeniyle müterafik kusurlu olduğu gözetilerek davacı ile davalı bankanın kusur oranlarının ve davalı bankanın sorumlu olduğu miktarın belirlenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde davalı bankanın %20 nispetinde kusurlu olduğu kabul edilerek yukarıda yazılı gerekçe ile davalı banka yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, bozma ilamına uyulduğuna göre davalı bankanın asıl kusurlu olduğu nazara alınarak zarardan sorumlu tutulması, davacının da müterafik kusuru nedeniyle somut uyuşmazlığın gerçekleştiği tarih itibariyle yürülükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 44. maddesi uyarınca kusurunun ağırlığı dikkate alınarak tazminattan indirim yapılması gerekirken, gerekçesi dahi karar yerinde tartışılmaksızın davalı bankanın %20 nispetinde kusurlu olduğu kabul edilerek karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün açıklanan nedenlerle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıdaki (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin ve davalı banka vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 3.300,98 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 17/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy