MAHKEMESİ : ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 19/12/2017 tarih ve 2016/175 E- 2017/447 K. sayılı kararın ayrı ayrı davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 10/05/2019 tarih ve 2018/1110 E- 2019/568 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi ayrı ayrı davalı Kurum ve şirket vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin A101, 101, A1001, AYüzbir esas unsurlu markaları karşısında davaya konu “101 PLUS+ŞEKİL” ibareli markanın hiçbir ayırıcı vasfı, baskın unsuru, orijinal niteliğinin bulunmadığını, davalı yan markasının müvekkili markası ile aynı ve ayırt edilmeyecek derecede benzer olduğunu, bu durumun davalıya müvekkilinin tanınmışlığından kaynaklı olarak ekstra bir avantaj sağlayacağını, davalı yanın markasına eklediği "plus" ifadesinin müvekkilinin markasında zaten mevcut olan "101" ifadesinin tekrarı şeklinde konumlandırdığından markanın farklı olduğunu ya da farklı firmaya ait olduğunu gösterecek nitelikte dahi ayırıcı bir işaret olarak kabul edilemeyeceğini ileri sürerek TPMK YİDK'nın 2016-M-1348 no'lu kararının aleyhe hususlarının iptaline, davalı adına 2014/50329 başvuru numarası ile kayıtlı "101 PLUS" markasının sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkilinin markası ile davacı markalarının tüketici nezdinde iltibas tehlikesi yaratmayacağını, müvekkilinin markalarında kullandığı sözcük ve şekil unsurlarından oluşan 101 PLUS markası ile davacının sadece 101 ibareli markalarına bakıldığında bu markaların sözcük ve sekil unsurlarının birbirinden oldukça farklı olduğunu, müvekkilinin "plus" ibaresini, ilgili sektörde markalarının esaslı unsuru olarak kullanmakta olduğunu, müvekkili markasında yer alan 101 unsurunun okey oyununun bir türü olduğunu, müvekkilinin "101 Plus" markasını 2011 yılından beri kullanmakta olduğunu, davacının kötü niyete ilişkin iddialarının yerinde olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu 2014 50329 başvuru numarası ile kayıtlı "101 plus" ibareli marka ile davacının itirazına mesnet gösterdiği markaların benzer bulunduğu, ilişkili oldukları mal ve hizmetlerin tamamen aynı olduğu, .../...
dolayısıyla taraf markaları arasında uyuşmazlık konusu bütün mal ve hizmetler yönünden KHK 8/1-b maddesi anlamında iltibas oluştuğu, davacıya ait markaların tanınmış olduğu gerekçesi ile TPMK YİDK'nın 13/02/2016 tarih 2016-M-1348 sayılı davacının itirazının reddi ve başvuru sahibinin itirazının kabulü yönündeki kararın 09, 28, 42 sınıfların tamamı yönünden iptaline, hükümsüzlük talebinin kabulü ile, davalı adına tescilli 2014/50329 sayılı 101PLUS+ŞEKİL ibareli markanın tescilli olduğu 09, 28, 42 sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
Kararı, davalı Kurum ve Şirket vekili ayrı ayrı istinaf etmiştir.
Bölge adliye mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı Kurum ve Şirket vekili ayrı ayrı temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, ayrı ayrı kurum ve şirket vekilleri temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan ayrı ayrı alınmasına, 11/02/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy