(4721 S. K. m. 1023) (6100 S. K. m. 125)
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi'nce bozmaya uyularak davanın kabulüne dair verilen 07/05/2019 tarih ve 2019/337 E- 2019/739 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... vekili ve dahili davalı ... tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; dava konusu taşınmazın müvekkili şirkete ait tek malvarlığı iken şirket ortağı ve müdürü olan ...'ın 18.01.2010 tarihli olağan genel kurul toplantısında usulsüz olarak şirket müdürlüğünden uzaklaştırılarak taşınmazın şirketin yeni müdürleri tarafından davalı ...'e 30.07.2010 tarihinde satıldığını, ilgili olağan genel kurul toplantısı ve bu toplantıda alınan kararların Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/59 E. sayılı dosyasında verilen kararla iptal edildiğini, devrin muvazaalı olduğunu, taşınmazın müvekkili şirketin tek malvarlığı olduğundan genel kurul kararı olmaksızın satıldığını ileri sürerek, taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı şirket adına tescilini, tescilin mümkün olmaması halinde rayiç bedelinin tespiti ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, davacı şahsın aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, şirketin iç işleyişindeki usulsüzlüklerin müvekkilince bilinmediğini, şirket genel kurul kararının iptalinin geriye yürümeyeceğini, davacının kendi muvazaasına dayanamayacağını, müvekkilinin inşaat işiyle iştigal eden şahıs firması sahibi olduğunu, kaldı ki taşınmazın yükleniciye yapılan iş ve ayrıca ödenen 35.000.- TL bedel karşılığı devredildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Dahili davalı ..., davalı ...'in yanında taşeron olarak çalıştığını ve yapmış olduğu iş karşılığında davalının kendisine dava konu yeri sattığını, üzerine de 100.000,00 TL'yi davalı hesabına yatırdığını savunmuştur.
İlk derece mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacının A… Ltd. Şti.'nin %40 paydaşı ve müdürü olduğu dönemde, %20' şer paydaş olan ... ile ...'nin usul ve yasaya aykırı biçimde 18/01/2010 tarihli Ortaklar Genel Kurulu Toplantısı ile şirket müdürü olan ...'ı görevden uzaklaştırdıkları, bunun üzerine ...'ın Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde 02/02/2012 tarihinde Genel Kurul Kararının iptali için dava açtığı, 16/04/2013 tarihinde davanın kabul edildiği ve müdür değişikliği ile ilgili kararın hükümsüzlüğünün tespitine karar verildiği, davacı şirketi temsile yetkisi olmayan ... ile ...'nin 30/07/2010 tarihinde dava konusu taşınmazı 15.000,00 TL bedel ile ...'e sattığı oysa, taşınmazın değeri 180.000,00 TL olduğundan arada fahiş fark bulunduğu, ...'in söz konusu satış bedelini ödediği hususunu ispatlayamadığı, dairenin iş karşılığı verildiği yönündeki iddianın ise, resmi senedin aksine bir iddia olduğu, resmi senette bu hususta bir açıklık bulunmadığı, kaldı ki şirketin söz konusu temsilcilerinin şirketi gerçek anlamda temsile yetkili şahıslar olmadığı ve temsil yetkisinin kötüye kullanıldığı, bu durumda ...'e yapılan satışın yolsuz tescil olacağı, ... birinci alıcı konumunda olduğundan iyiniyetli ya da kötüniyetli olmasının da sonuca etkili olmadığı, ...'ın ise, dava konusu taşınmazı ...'den Van Erciş'te yaptığı işler karşılığında verildiği savunmasını resmi senette 159.000,00 TL bedel ile satıldığının yazılı olmasına göre aksinin ancak resmi nitelikteki delillerle kanıtlanabileceği, kaldı ki ...'ın söz konusu daireyi almadan önce İstanbul'a gelip görmediği, yaptığı işi karşılayıp karşılamadığı hususu incelenmeden bu şekilde alışverişin yaşamın olağan akışına uygun görülemeyeceği, bu durumda ... ile ... arasındaki devrin muvazaalı olduğunun kabulü gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptaline ve davacı şirket adına tesciline karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun, dava konusu taşınmazın arsa maliki H.Ü. adına kayıtlı iken 18.09.2009 tarihinde davacı şirket adına tescil edildiği, 30.07.2010 tarihli işlemle anılan şirketin o dönem yetkili temsilcileri olan ... ve ... tarafından 15.000,00 TL bedelle davalı ...'e satış suretiyle temlik edildiği, birinci el konumundaki davalı ...'in ise dava tarihi olan 25.01.2015 tarihinden sonra 11.05.2015 tarihli dava konusu taşınmazı 159.000,00 TL bedelle dahili davalı ...'a satış sureti ile temlik ettiği, alım satım işleminin vekaleten yerine getirildiği, Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/59 esas 2013/146 karar sayılı ilamıyla 18.01.2010 tarihli davacı şirket Ortaklar Genel Kurulu Toplantısına çağrının %20şer pay sahibi olan ... ile...tarafından yapıldığı, şirkette %40 oranında pay sahibi ve 10 yıl süre ile münferiden imzaya yetkili kişi olarak atanan davacı ... tarafından yapılmadığı, gündem belirlenmediği ve davacı ...'a yapılan çağrının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 18.01.2010 tarih ve 12 numaralı müdür değişikliği ile ilgili kararın hükümsüzlüğünün tespitine karar verildiği, kararın 06.06.2013 tarihinde kesinleştiği, işbu davada iddianın ileri sürülüş biçimi ve dosya kapsamından çekişme konusu taşınmaz kaydının şirketi temsile yetkili olmayan şahıslarca davalı ...'e satış suretiyle temliki ve anılan davalı adına oluşturulan tapu kaydının nedensellikten yoksun bulunduğu, bu nedenle yolsuz tescil niteliğinde olduğu, birinci el konumundaki davalı ...'in iyiniyetli olmadığı, ikinci el konumundaki dahili davalı ...'ın iyiniyetli olması halinde TMK'nın 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanabileceği, dosya kapsamında yapılan keşif ve keşif sonrasında düzenlenen bilirkişi raporu ile davaya konu olan taşınmazın dahili davalı ...'a devir tarihindeki rayiç değerinin 350.000,00 TL olduğu, bu şahsa temlike ilişkin resmi senetteki satış bedeli olan 159.000,00 TL ile arasında fahiş fark bulunduğu, anılan bedelin ödendiğine ilişkin belge sunulmadığı, davalı tarafından taşınmazın dahili davalı ...'a olan borç karşılığı devredildiği iddia edilmişse de resmi senede karşı aynı kuvvette herhangi bir belge ibraz edilmediği, davalı ve dahili davalının aynı şehirde ikamet ettikleri, aynı iş alanında iş sahibi ve işçi oldukları, birbirini tanıdığı, ticaret yaptıkları, dahili davalının gerekli özeni göstermesi halinde durumu bilebilecek durumda olduğu, dava tarihinden sonraki devir olgusu gibi hususlar nazara alındığında davalı ve dahili davalı arasındaki devir işleminin muvazaalı olduğu, davacı şirket yetkili temsilcisi tarafından ibraz edilen 19.06.2015 tarihli dilekçe ile ...'ın davaya dahil edilmesinin talep edildiği, bu şekilde davacı tarafından yeni malike karşı tapu iptali ve tescil yönünde davaya devam edilmesinin amaçlandığı, davalı ...'in dahili davalı tarafından kendisi aleyhine ileri sürebileceği haklarının bulunduğu nazara alınarak istinaf yoluna başvuruda hukuki yararının bulunduğu, davacılar tarafından HMK’nın 125/1-a. maddesi uyarınca davaya ...'a karşı iptal ve tescil istemli olarak devam edildiği, devreden ve devralanın yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu oldukları son kayıt maliki aleyhine hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle kabulüne, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın kabulüne, İstanbul İli, Büyükçekmece İlçesi, Mimarsinan Mahallesi, ...ada, 1 parselde B Blok .... Kat, 29 numaralı bağımsız bölümün dahili davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile davacı şirket adına tesciline karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı ... vekili ve dahili davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, Bölge Adliye Mahkemesince uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve dava konusu taşınmazın satım tarihindeki şirket yetkililerinin anılan satış işlemini yapmaya yetkili olup muvazaa iddiasının ispatlanmış bulunmasına göre, davalıların bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalıların temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 17.118,45 TL temyiz ilam harcının temyiz edenlerden müteselsilen alınmasına, 24.02.2020 tarihinde kesin olarak oybirliği ile karar verildi. (¤¤)