MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Çeşme Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 06/09/2018 tarih ve 2015/926 E. - 2018/515 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 24/06/2019 tarih ve 2018/2625 E. - 2019/1010 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, ortağı olduğu davalı şirketin 28.08.2015 tarihinde 2015/1 nolu ortaklar kurulunda alınan tüm kararların butlanına ve iptaline, yapılan toplantının yok hükmünde sayılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, şirket adına vergi cezaları tahakkuk ettirilmesine neden olduğunu, 2014 yılı bilançosunda yazılı 2014 yılı karından vergi ve cezalara ödenen miktardan sonra kalan miktarla sınırlı kâr dağıtımı yapıldığını, davacıya 2010 yılında verdiği 1.300.000,00 TL borçtan bakiye kalan kısımla ilgili 2012 yılında imzaladığı halde ödemediği mutabakat doğrultusunda davacının bu borcunun kâr payından tahsil edilmeye çalışıldığını savunarak haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; limited şirket genel kurul kararının iptali istemiyle açılan davada genel kurul kararlarının iptalini isteyen ortağın bu sıfatının davanın kesinleşmesine kadar devam etmesi gerektiği, dava devam ederken davacının Hakem kararı ile şirket ortaklığından çıkarıldığı, İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/741 E., 2016/870 K sayılı dosyasıyla hakem kararının iptaline ilişkin açılan davanın reddedildiği, kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2017/1992 E. 2017/5518 K. sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği, buna ilişkin kararın 01.02.2018 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığı, davacının bu davada taraf sıfatının kalmadığı gerekçesiyle ortaklık sıfatını dava devam ederken kaybeden davacı yönünden davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvuruda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, Hakem kararının 7 nolu bendinde çıkma payının ödenmesine ilişkin ön şart bulunmakta ise de, bu bendin davacının payının diğer ortağa tahsisiyle ilgili olması nedeniyle şartlı bir çıkma kararından söz edilemeyeceği, çıkma payı alacağı çıkma kararının sonucu olduğuna göre çıkma payının henüz tahsil edilmemiş olması davacıyı tekrar ortak haline getirmeyeceği için davacının yargılama sırasında şirket ortağı olmaya ilişkin aktif dava ehliyetini yitirdiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 04/03/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy