MAHKEMESİ : ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 20/04/2017 tarih ve 2016/72 E.- 2017/41 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 21/06/2019 tarih ve 2019/960 E. - 2019/993 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili asıl ve birleşen davada; müvekkilinin işletmecisi olduğu “ALSANCAK DOSTLAR FIRINI”nın 1983 yılından beri boyoz ürettiğini ve “ALSANCAK DOSTLAR FIRINI” markasının 2012/58039 tescil numarası ile 43. sınıfta 01.10.2013 yılından bu yana müvekkili adına tescilli olduğunu, yapılan araştırma sonunda davalı adına 2014/02589 tescil numaralı “ABF ALSANCAK BOYOZ FIRINI” markasının 30.ve 43. sınıflar için 20.11.2014 tarihinde tescil olunduğundan haberdar olunduğunu, davalıya gönderilen ihtara rağmen tecavüz ve haksız kullanımına son vermediğini, markaların 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesine göre karıştırılma ihtimaline yol açtığını ve iltibas yarattığını, davalıya ait “ABF ALSANCAK BOYOZ FIRINI” markası incelendiğinde markanın ayırt edici ve esaslı unsuru olan “ALSANCAK” ibaresinden oluştuğunu ve müvekkiline ait “ALSANCAK DOSTLAR FIRINI” markasında olduğu üzere standart harflerle sözcük markası olarak tescil edildiğini, davalıya ait markanın önünde ya da arkasında söz konusu markayı müvekkillerine ait “ALSANCAK DOSTLAR FIRINI” markasından ayırt edecek hiçbir unsur bulunmadığını, kaldı ki davalının markasını taşıyan işletme Karşıyaka'da bulunduğu halde “ALSANCAK” ibaresini kullanmanın kötü niyetli olduğunu, davalı markasının 556 sayılı KHK'nın 42. maddesi uyarınca hükümsüz kılınması gerektiğini, markarnın davalıar arasında devredildiğini ileri sürerek dava konusu 2014/02589 sayılı “ABF ALSANCAK BOYOZ FIRINI” ibareli markanın hükümsüzlüğünü ve her türlü kullanımının önlenmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl davalı ... vekili; markanın birleşen davalıya devredildiğini, benzerliğin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Birleşen davalı ... cevap dilekçesi sunmamıştır.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu markaların 43. sınıf bakımından benzer olduğu, ancak markalardaki ibarelerin benzer olmadıkları, her iki markada ortak olarak yer alan "ALSANCAK” ibaresi bir yer adı olarak bilindiği ve ayırt edici çekirdek unsur sayılmadığı, davacı markasındaki "DOSTLAR" ibaresi ve "FIRIN” sözcüklerinden ilkinin 43. sınıfla ilgili bir referans vermediği, davacının tescilli markasında yer alan "FIRIN” ibaresi de ek unsur olup unlu mamuller üretim ve satışı, yiyecek içecek hizmeti sunumu alanında sektörel ve yaygın bir sözcük olarak kullanıldığı, hizmete ilişkin gönderme içermeyen "DOSTLAR” ibaresinin ayırt edici esas unsur olup davacının 3. kişilere karşı ileri sürebileceği markasının ayırt edici kısmının bu ibare olduğu, tek başına "ALSANCAK” ibaresi üzerinde marka koruması verilemeyeceği, davalının markası da "ABF" kısaltmasını içerdiği gibi "ALSANCAK BOYOZ FIRINI” ibareleriden oluşan markanın esasen yer ve ürün adlarını içerdiği, bu bakımdan, yeterince ayırt edicilik sağlamış olduğu, her iki markanın emtiaları örtüşmekte olup benzer oldukları, yan unsurlar bakımından benzerliğe ilk marka sahibi davacının katlanması gerektiği, bilirkişi raporunun aksine ortalama tüketicinin iltibasa uğraması bakımından ciddi kanıt ve sebepler bulunmadığı, 556 sayılı KHK’nın 7/1-b ve 8/1-b maddelerinin şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; davacı vekilinin istinaf başvurusunun, ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve esas bakımından kanuna uygun olduğu gerekçesiyle esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 64,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl ve birleşen davada davacıdan alınmasına, 24/02/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy