MAHKEMESİ : ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 26/12/2018 tarih ve 2018/551 E- 2018/1371 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 20/06/2019 tarih ve 2019/853 E- 2019/840 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin 2017 yılı olağan genel kurul toplantısına %20 pay sahibi olan davacının vekili olarak katıldığını, toplantı tutanağının 4. maddesindeki yönetim kurulu üyelerinin ibra oylamasında, oy hakları bulunmamasına rağmen oy kullanarak oyçokluğu ile kendileri dışındaki üyeleri ibra ettiklerini, ibra oylamasında kullanılan oyların TTK 436/2. maddesi gereğince geçersiz ve yok hükmünde olduğunu ileri sürerek olağan genel kurul toplantısında alınan 4.nolu kararın TTK 445 ve 446. maddeleri gereğince iptaline karar verilmesini, ibra oylamasının TTK 436/2.maddesi gereğince geçersizliğinin tespiti ile karardaki olumsuz oy sayısına göre, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmediğinin hüküm altına alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, 2017 yılı olağan genel kurul toplantısı tutanağında davacının muhalefet şerhinin bulunmadığını ve bu nedenle iptal davası açma hakkının doğmadığını, davacının yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin ret oyu kullanmış ise de usulune uygun muhalefet şerhi düşmediğini, muhalefet şerhinin iptal davası açmak için şart olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; 6102 sayılı TTK 446. maddesi hükmü gereğince toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçiren üyelerin iptal davası açabileceği, davacının yönetim kurulunun ibrasına ilişkin ret oyu kullandığı, ancak toplantı tutanağına muhalefet şerhi yazdırmadığı gerekçesiyle dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvuruda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı şirketin 27/3/2018 tarihinde yapılan 2017 yılına ait olağan genel kurul toplantısında alınan 4 nolu karar ile yönetim kurulu üyelerinin ibrasına karar verildiği, toplantıya tüm pay sahiplerinin katıldığı, yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullanmaksızın diğer üyelerin ibralarında olumlu oy kullanarak yönetim kurulu üyelerini ibra ettiklerini oysa yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin TTK 436/2 nci madde hükmüne göre yönetim kurulu üyeleri kendilerinin ve birbirlerinin ibralarına ilişkin kararlarda oy hakkını haiz olmadıkları, alınan genel kurul kararına karşı ortaklar, muhalefet şerhlerini tutanağa yazdırmamış olsalar bile ibraya ilişkin genel kurul kararının iptalini isteyebilcekleri gerekçesi ise mahkemece genel kurulda yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin kararın iptaline karar verilmesi gerekirken muhalefet şerhi bulunmadığından dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiş davacı vekilinin istinaf başvurunun kabulune, hükmün kaldırılmasına ve 2017 yılına ait olağan genel kurul toplantısında alınan 4 nolu kararın iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 463. maddesi uyarınca yönetim kurulu üyelerinin gerek kendi gerekse diğer yönetim kurulu üyelerinin ibrasında oy kullanamayacak olmasına ve genel kurulda ibraya ilişkin alınan kararın nisaba aykırılık nedeniyle yok hükmünde olmasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 04/03/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy