MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 20. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 07/05/2019 tarih ve 2015/31-2019/235 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili şirkette ortak olduğu dönemde 67.030,00 TL'yi zimmetine geçirmek suretiyle şirketi zarara uğrattığını ileri sürerek, şimdilik 10.000,00 TL’nin davalıdan en yüksek banka faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ödemelerin bir kısmının şirket ortağı olmadan yapılan ödemeler olduğunu, bu ödemelerin şirketten olan alacağına karşılık yapıldığını, şirket ortağı olduğu dönemlerde yapılan ödemelerin ise, kısmen şirket içindeki hizmet ve kâr payına ilişkin, kısmen de eski verdiği borçlara ilişkin olduğunu, diğer şirket ortaklarının imzaladığı ibraname ile de şirketin müvekkilinden bir alacağı olmadığının açıkça tespit edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak, davalının davacı şirkete 15/04/2006 tarihinde ortak olduğu, davalıya ortak olmadan yapılan 12/04/2006 tarihli 4.000,00 TL ödemenin, davalının şirket ortaklığından kaynaklanmayan bir alacağından ötürü yapıldığının kabul edilmesi gerektiği, davalının “15.000,00 TL ödünç” para verme ve şirketin 2006 yılının 3. ayına ait toplam 35 adet ve 40.849,70 TL bedelli faturaları ödemiş olduğu yönündeki savunmasını ispatlayacak hiçbir delil sunamadığı gibi, davalıya bizzat şirket ortağı olduğu dönemde 63.030,00 TL ödeme gerçekleşmiş olup, bunun şirket için yaptığı bir hizmet veya ortaklık kâr payı olduğunun da ispat edilemediği, davalının şirketten aldığı ibranamenin ise, bu ibranameden sonra aldığı haksız paraların ortaya çıkması karşısında değer taşımayacağı, davacının ortak olduğu dönemlerde yapılan 20/04/2006 tarihli ve 27/04/2006 tarihli toplam 6.610,00 TL’lik ödemelerin kendi imzasıyla, 28/04/2006 ve 12/05/2006 tarihli ödemelerin o tarihte münferiden şirketi temsil yetkisi bulunan ...’ın talimatıyla, 02/05/2006 tarihli ödemenin internet havalesiyle, 16/05/2006 ve 18/05/2006 tarihli ödemelerin ise ...’in talimatıyla yapıldığı, bu ödemelerden 16/05/2006 ve 18/05/2006 tarihli ödemelerdeki imzanın ...’a ait olmadığı davacı yanca ileri sürülmüş ise de, bankaca talimat aslı bulunamadığından, imza incelemesi yaptırılamadığı ancak bu ödemeler anında ...’in şirketi temsil yetkisi bulunmadığından, bu ödemelerden şahsen ...’in sorumlu olacağı (yada imza kendisine ait kabul edilmezse talimatını kaybeden bankanın sorumlu olacağı), davalının iade etmesi gereken bedelin 51.030,00 TL olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, 10.000,00 TL’nin dava tarihi olan 01/11/2006 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka reeskont faiziyle tahsiline, davacının 41.030,00 TL yönünden dava hakkının saklı tutulmasına, saklı tutulacak dava hakkı yönünden fazlaya dair 16.000,00 TL’lik kısma ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve kararın gerekçesinde davacı şirketin diğer ortağı ve muvafakatname ibraz eden ... yerine ... yazılması maddi hata olup mahallinde düzeltilebilecek olmasına göre, davalı vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 512,33 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 26/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy