MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 28/12/2017 tarih ve 2016/488-2017/648 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili bankanın muhtelif mal ve hizmet sınıflarında tescil ettirmiş olduğu 2000/20659, 2000/20658, 2000/24330, 2000/24331, 2002/08457, 2003/20634, 2003/24761, 2003/24760, 2004/1721, 2003/18849 sayılı "BONUS" ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin müvekkilinin markaları ile ayırt edilemeyecek kadar benzer nitelikteki "BONUS KÖY PEYNİRLERİ" ibaresinin marka olarak 29. sınıfta tescili için davalı Kurum nezdinde 2003/35085 sayısı ile başvuru yaptığını, başvuruya yaptıkları itirazın YİDK’nın 2005-M-4594 sayılı kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa müvekkilinin “BONUS” markaları ile “BONUS KÖY PEYNİRLERİ” ibareli davalı şirket markası arasında 556 sayılı KHK'nin 7/1-b ve 8/1-b hükümleri uyarınca benzerlik ve iltibas bulunduğunu, yine 556 sayılı KHK 8/4 maddesi uyarınca farklı sınıflarda da tescilin müvekkilinin "BONUS" ibaresinin tanınmış olması sebebiyle mümkün olmadığını, esas unsuru “BONUS” olan davalı markasının tescili halinde müvekkilinin markasının şöhretinden haksız kazanç sağlanacağını ileri sürerek, YİDK'nın 2005-M-4594 sayılı kararının iptaline, başvuru tescil edilmiş ise hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekilleri, ibarelerin ve sınıfların aynı ya da benzer olmadığını, iltibas ve haksız yarar oluşmayacağını, 556 sayılı KHK 8/1-b ve 8/4 koşullarının oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller, bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, başvuru kapsamındaki malların ve hizmetlerin, itiraza dayanak markaların kapsamındaki mal ve hizmetlerle ortalama tüketici kitlesi, doğal yapısı, kullanım amacı, fiyatı, alım sıklığı, üretim dağıtım ve satış kanalları ile yerleri, rekabet, ikame veya tamamlama ilişkisi itibariyle tamamen farklı olduğu ve benzer olduklarından söz edilemeyeceği, fonetik anlamda esas unsurun “BONUS” ibaresi olduğu, sadece esas unsur göz önünde bulundurulduğunda davacı markaları ile davalı markası arasında fonetik bir benzerlik olduğu, davacı markaları ile davalı markalarının görsel anlamda birbirinden çok farklı olduğu, kesinleşen Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2007/62 E. ve 2008/265 K. ile Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 20.07.2010 tarihli 2009/125 E. ve 2010/205 K. sayılı dosyalarında taraflar aynı olmakla birlikte, davaya konu davalı markalarının farklılık gösterdiği, markada kullanılan “BONUS” ibaresinin kullanıcıları teşvik ettiği, bu nedenle 556 sayılı KHK m.7/1-b anlamında tescil engeli oluşturacak düzeyde olmasa da “BONUS” ibaresinin davacı markalarında özellikle bankacılık/kredi kartı hizmetleri bakımından tanımlayıcı/tasviri olarak değerlendirilebileceği, “BONUS” ibaresinin yaygın kullanımının ibarenin zayıf bir ayırt ediciliğe sahip olduğunu gösterdiği, ayırt ediciliği zayıf olan ibareleri tercih eden bir kimsenin, bu ibarelere bir takım farklı ilaveler yapılarak marka olarak kullanılmasına katlanmak mecburiyetinde olduğu, böylesi bir kelimenin tek bir firmanın tekeline bırakılması marka hukuku ilkeleri ile bağdaşmayacağı, markaların bir bütün olarak değerlendirilmesi halinde birbirinin aynı veya devamı olduğu intibaını uyandırmadığından KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığı, ortalama tüketicilerin en azından taraflara ait çekişmeli marka ve işaretleri taşıyan mal ve hizmetlerin, aynı işletmeden veya ekonomik, ticari yada idari olarak bağlantılı işletmelerden geldiği zannına kapılması ve biri yerine diğerini alması riskinin yüksek olduğundan karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, bu aşamada KHK'nın 8/4 hükmü anlamında tanınmışlık ve tescil engelinin bulunup bulunmadığının tartışılmasının sonuca etkili görülmediği, markalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde birbirinin aynı veya devamı olduğu intibaı uyandırmadığından benzer görülmediği, bu nedenle de davada 556 sayılı KHK m.8/4’ün uygulanma koşulları gerçekleşmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 25/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy