MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 06/12/2017 tarih ve 2016/479 E- 2017/453 K. sayılı kararın davalı TPMK vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 18/04/2019 tarih ve 2018/1008 E- 2019/485 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı TPMK vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin "SILA" ibareli 9, 38 ve 41.sınıf ürün ve hizmetleri içeren 2006/52018 sayılı markanın sahibi olduğunu, markasının çok bilinen bir TV dizisinin de adı olarak kullanıldığını, tanınmışlık kazandığını, davalının 02.12.2015 tarihinde görsel, fonetik, işitsel ve umumî intiba olarak müvekkilinin "SILA" ibareli tanınmış markasına iltibas ve tecavüz oluşturacak, ayrıca onun tanınmışlığından haksız yarar sağlayıp itibar ve ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikte 38. ve 41. sınıf ürün ve hizmetleri içeren "SILADAKİLER" ibare ve biçimli marka tescil başvurusunda bulunduğunu, 2015/98685 kod numarası verilen başvuruya müvekkilinin kötüniyet, haksız rekabet, iltibas ve tanınmışlık vakıalarına dayalı olarak itiraz ettiğini, itirazın önce Markalar Dairesi ve nihai olarak YİDK tarafından 2016/M-10116 sayılı kararla reddedildiğini, başvurunun müvekkilinin tanınmışlık vasfı bulunan markasının oluşturduğu güven ve itibardan haksız yararlanma amacı güden, onunla iltibasa ve haksız rekabete neden olan bir başvuru olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2016-M-10116 sayılı kararının iptaline ve davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı TPMK vekili, başvuru konusu ibareyle davacının itirazına mesnet marka arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacı markasınının tanınmışlığının ispat edilemediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ..., davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacının itirazına mesnet markasının asıl ve ayırt edici unsurunun "SILA" ibaresinden oluştuğu, bu ibarenin gurbetteki bir kimse için doğup büyüdüğü ve özlediği yer anlamına geldiği, başvuru kapsamındaki mal ve hizmetler için ayırt ediciliği yüksek bir işaret olduğu, dava konusu başvurunun ise "SILADAKİLER" ibaresinden oluştuğu, bu ibarenin de sılada yani memlekette yaşayan insanlar anlamına geldiği, her iki ibare arasında görsel ve sescil olarak bıraktıkları umumi intiba itibariyle bağlantı kurulabilecek derecede benzerlik bulunduğu, başvuruda farklı olarak yer alan "DAKİLER" ekinin, başvuruya yeterli ayırt ediciliği katmadığı, başvurunun 38. ve 41. sınıf hizmetleri içerdiği, davacı markasının da 9., 38. ve 41. sınıf mal ve hizmetleri kapsadığı, bu haliyle başvuru konusu işaretteki ürün ve hizmetlerle itiraza mesnet markanın kapsamındaki ürün ve hizmetlerin aynı tür olduğu, dolayısıyla 556 sayılı KHK'nın 8/1-b. maddesi koşullarının somut olayda bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK'in 2016-M-10116 sayılı kararının iptaline, dava konusu başvuru tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Karara karşı davalı TPMK vekili istinaf kanun yoluna başvuruda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, “SILADAKİLER" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "SILA" ibareli marka arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu gerekçesiyle davalı TPMK vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı TPMK vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı TPMK vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 04/03/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy