MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 04/04/2018 tarih ve 2017/102 E- 2018/165 K. sayılı kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 16/05/2019 tarih ve 2018/1185 E- 2019/580 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 2015/2942-1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8 sayılı şekerleme ürünlerinin ambalaj desen biçimlerinden oluşan tasarım tescil belgelerinin sahibi olduğunu, tasarımlarını ticari hayatta fiilen kullandıklarını, davalının 17.03.2016 tarihinde şekerleme ürünlerinin ambalaj desen biçimini içeren 2016/2216-1, 2, 3, 4, 5, 6 sayılı tasarım başvurusunda bulunduğunu, başvuru konusu tasarıma müvekkili tarafından yenilik ve ayırt edicilik kriterlerini taşımadığı gerekçesiyle yaptıkları itirazın, davalı TPMK YİDK’nın 2017/T-105 sayılı kararıyla haksız ve hukuka aykırı olarak reddedildiğini ileri sürerek, davalı TPMK YİDK kararının iptalini ve diğer davalı tasarımının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Kurum vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Şirket vekili, davacının itirazında gösterdiği tasarım tescil belgeleri ve ambalaj kompozisyonlarındaki ürün biçimleri ile davalı tasarımlarının genel izlenim itibariyle farklı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davalının 2016/2216-1, 2, 3, 4, 5, 6 sayılı tasarımın, daha önceki tarihlerde davacı tarafından tescil ettirilip üretilip ticaret mevkiine konulan ürünlerin görünümünden hareketle gerçekleştirildiği, aynılığa yakın derecede benzer olduğu, başvuru konusu tasarımın konusu olan ürünün biçimi ile daha önce ticaret mevkiine konularak kamuya sunumu gerçekleştirilen ürünlerin biçimleri arasındaki farklılıkların genel izlenimde belirgin bir farklılık yaratmaya elverişli bulunmadığı, tasarımda küçük değişiklikler bulunmasının onu farklılaştırmadığı, yine başvuru konusu tasarımın konusu olan ürünün, bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenim ile kıyaslanan daha önce davacı tarafından 2015/2942 sayı ile tescil ettirilip fiilen üretilip kamuya sunulduğu açık olan ürünlerin bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenim arasında belirgin bir farklılık bulunmadığı, aralarında mevcut olan farklılıkların, ürünlerin genel görünüme olan etki ve katkısı nazara alındığında belirgin farklılığı doğurmaya yetmediği, aynılığa yakın derecede benzer olduğu, anılan ürünlerin tasarlanması için davalının seçenek özgürlüğünün oldukça geniş olduğu, özetle davalıya ait 2016/2216-1, 2, 3, 4, 5, 6 sayılı tasarımın ayırt edicilik vasfının da bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı TPMK YİDK'nın 2017/T-105 sayılı kararının 2016/2216-1, 2, 3, 4, 5, 6 sayılı tasarımlar bakımından iptaline, diğer davalı adına tescil olunan tasarımların hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiş, karara karşı davalı kurum vekili ile davalı şirket vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesinde; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve davalının tasarımın, daha önceki tarihlerde davacı tarafından tescil ettirilip üretilerek ticaret mevkiine konulan ürünler karşısında yeni olmadığının ve ayırt edicilik vasfının da bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı kurum vekili ile davalı şirket vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalılar vekillerinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan ayrı ayrı alınmasına, 24/02/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy