(5307 S. K. m. 8) (6100 S. K. m. 353, 373)
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 26/10/2017 tarih ve 2014/473 E.- 2017/887 K. sayılı kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nce verilen 20/06/2019 tarih ve 2018/887 E.- 2019/875 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davacıların murisi ...'ın 04.08.2009 tarihinde banyo yaparken davalı ...'ye ait tüp gazdan sızan karbonmonoksit gazından zehirlenmesi nedeniyle vefat ettiğini, davalı ... nezdinde Tüp Gaz Zorunlu Sorumluluk Sigorta Poliçesi bulunduğunu, yapılan başvuruya rağmen davacılara herhangi bir ödeme yapılmadığını, müteveffanın vahim bir olay sonucu ölmesi nedeni ile davacıların psikolojik çöküntü içerisine girdiklerini, hayat boyu acı ve elem çekeceklerini belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla eş ... için 8.000,00 TL, ... için 1.000,00 TL ve ... için 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ... şirketinden poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, ... için 100.000,00 TL, ... için 50.000,00 TL ve ... için 50.000,00 TL manevi tazminatın 04.08.2009 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı ...'den tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile talebini ... için 229.355,32 TL, davacı kız ... için 38.322,77 TL ve davacı kız ... için 48.763,03 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı Ergo Sigorta A.Ş davaya cevap vermemiştir.
Davalı ... vekili; zamanaşımı süresinin dolduğunu, sadece poliçe kapsamında ödeme yapılacağını, zararın şofbenden kaynaklandığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davalı ... ile davacıların desteği arasında alım satım ilişkisi olduğundan 10 yıllık zamanaşımı süresinin mevcut olduğu gerekçesiyle zamanaşımı itirazının yerinde görülmediği, davacıların desteğinin banyoda bulunan İpragaz marka LPG tüpünden sağlanan LPG gazını tam olarak yakmayan Arçelik marka şofbenin ürettiği CO nedeniyle vefat ettiği, İpragaz A.Ş'nin ölüm olayında %50 kusurlu olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle davalı Ergo Sigorta A.Ş hakkındaki davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, davalı ... hakkındaki davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, davacı ... ile ilgili olarak 120.635,89 TL maddi, 10.000.- TL manevi tazminatın olay tarihi olan 04/08/2009 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte bu davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, karara karşı davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesinde; 5307 sayılı kanunun 8. maddesi hükmünce, bayinin iki kilogram üzeri tüp teslimini ve bağlantısını adreste yapması gerektiği gibi, LPG Dağıtım Bayileri ve Tüketicilere ilişkin Tebliğ hükümlerine göre de, tüpleri cihaza bağlamak, sızdırmazlık kontrolü yapmak, tüplerin kullanılması konusunda tüketicileri bilgilendirmek görevi olan bayinin tüp bağlantı noktalarında hata veya hortumlarda eskime, çatlama görülmesi, bu bağlamda kullanım yerinin uygun olmaması durumunda tüketiciyi uyarması, uyarıya rağmen eksikliklerin giderilmemesi durumunda gerektiğinde tüpü takmaması gerektiği, üreticinin bu sorumluluğunu bayileri aracılığı ile yerine getireceğinden, bayilerin bu hususlardaki kusurundan dahi sorumlu olduğu, aynı esasların Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 25/02/2016 tarih ve 2015/4630 E.-2016/2025 K. sayılı kararında da ifade edildiği, baca çekişinin güvenli olmadığı yerlere tüp içinde LPG satması ve 5307 sayılı yasada öngörülen yükümlülüklerini yerine getirmemesi esas alınarak kendisine kusur verilmesinin isabetli olduğu gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı ... vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı ... vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 9.505,79 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı ...'den alınmasına, 24/02/2020 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Uyuşmazlık, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi, bu kararında temyiz incelemesi sonucunda onanması durumunda gerek Bölge Adliye Mahkemesi ve gerekse Yargıtay’ca hükmedilecek istinaf red harcı ile temyiz onama harcının maktu mu yoksa nisbi mi olacağına ilişkindir.
492 sayılı Harçlar Yasası'nın 2. maddesinde "Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olacağı",
(1) sayılı Tarifenin III karar ve ilam harcı başlıklı 1/a maddesin de "Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı",
1/e maddesinde de "yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay ve Yargıtay'ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı" düzenlenmiştir.
Bölge Adliye Mahkemelerinde işin esasını hüküm altına aldığı kararlar, ilk derece mahkemesinin yerine geçerek verdiği ve icrai kabiliyeti söz konusu olan kararlardır. Bu kararlar ise, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak 6100 sayılı HMK 353/1-b-2,3 maddelerine göre davanın kabulü veya reddi yönünde verilen kararlardır. İlk Derece Mahkemesi Kararının İstinaf incelemesi sonucunda doğru bulunarak verilen "istinaf başvurusunun esastan reddi" kararı davanın esası hakkında verilen ve işin esasına bölge adliye mahkemesince girilip verilmiş ve icra edilecek bir karar değildir. İlk Derece mahkemesi kararı geçerliliğini sürdürmektedir. Bu itibarla konusu belli bir değere ilişkin davada, davalının istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı 1 sayılı Tarifenin III-1-a maddesinde ifade edilen "esas hakkında" karar niteliğinde bulunmadığından Bölge Adliye mahkemesince nisbi değil, maktu karar ve ilam harcının alınması gerekmektedir.
Başvurunun esastan reddinde, aslında davanın esasına girilmemekte, ilk derece mahkemesi kararı doğru bulunduğundan dava hakkında ayrıca karar verilmemektedir. Kanun koyucunun buradaki "esastan" ifadesini, istinaf başvurusu sırasında dilekçeye, harca, süreye vb. şekli hususlara ilişkin bir eksiklik olmaması, istinaf sebeplerinin incelenerek ilk derece kararında usul veya esas yönünden hukuka aykırılık bulunmamasıdır. (Pekcanıtez-Usul-Medeni Usul Hukukun Sh. 2270 vd)
Keza İstinaf başvurusunun reddine ilişkin karar temyiz incelemesi olmadığı için onama kararı niteliğinde de değildir.(Pekcanıtez-Atalay-Özekes Sh. 583, Konuralp, Uluslararası Toplantı Sh. 260, Özekes-100 soruda İstinaf ve Temyiz sh. 99)
1) Sayılı Tarifenin III-1-e maddesi tasdik (onama) edilen kararlar için nisbi karar ve ilam harcı alınacağını düzenlemiş olduğundan Bölge Adliye Mahkemesinin kararı niteliğine göre nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi mümkün olmayıp bu nedenle de maktu harç alınmalıdır.
Aksi düşüncenin kabulü T.C. Anayasası'nın 73/3 maddesindeki "Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağına" ilişkin temel hükme de aykırılık teşkil edecektir ki vergi ve harç yükümlülüğü konusunda kıyas veya yorum yoluyla yükümlülük getirilmesi mümkün değildir.
Somut uyuşmazlıkta, nisbi değere tabi bulunan davada, davanın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhinde davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine ve nisbi karar ve ilam harcının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı hükmedilen karar ve ilam harcı yönünden yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere aykırılık teşkil etmektedir.
Diğer taraftan davalı, istinaf başvurusunun esastan reddi kararını temyiz etmiş olup, red kararının temyiz incelemesi sonucunda alınması gereken onama harcı (1) sayılı Tarifenin 2.a maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi Kararına, alınan harcın niteliğine göre maktu olmalıdır.
Bu halde, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki nisbi karar ve ilam harcının maktu karar ve ilam harcı olarak düzeltilmesi suretiyle HMK 370/1. maddesi gereğince kararın onanması, Daire onama ilamında da nisbi yerine maktu onama harcına hükmedilmesi gerekirken karar ve ilam harçları konusunda yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum. (¤¤)