(6769 S. K. m. 7, 29) (5072 S. K. Geç. m. 2) (6100 S. K. m. 353)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 07/05/2018 tarih ve 2017/122 E- 2018/162 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine , istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 04/07/2019 tarih ve 2018/1333 E- 2019/780 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin yüksek öğrenim gençlerine burs ve barınma hizmeti sağlayan özel hukuk hükümlerine tabi tüzel kişiliğe sahip bir kamu kurumu olduğunu, kamuoyunda "YURTKUR" olarak isimlendirildiğini, resmi yazışmalarda ise "KYK" olarak tanımlandığını, YURTKUR ve KYK ibare ve logolarını tescil ettirdiğini, tescili takiben davalı ... Vakfına ihtarneme gönderildiğini, davalının ise 5072 sayılı Yasa'nın geçici 2. maddesi uyarınca isim haklarının mahfuz olduğundan bahisle olumsuz yanıt verdiğini, davalının müvekkili kurum ile kavram kargaşası oluşturduğunu ve müvekkilinin muhtemel gelir kaybına neden olduğunu ileri sürerek, 556 sayılı KHK ve diğer ilgili mevzuat uyarınca davalı vakfın "YURTKUR" ibaresini/ismini kullanmaktan men edilmesi/vakıf senedinden Yurtkur ibaresinin çıkartılması ve Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından tutulan kütükten de ... isminin/kaydının terkin edilerek silinmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, vakfın amacının yüksek öğrenim öğrencileri ve gerektiğinde davacıya yardımda bulunmak olduğunu, ayrıca vakfın sona erdiğinde tüm mal varlığının davacıya kalacağını, davacının iddia ettiği gibi onlara zararları olmadığını aksine faydalarının dokunduğunu, taraf amblemleri arasında benzerlik olmadığını, 5072 sayılı Kanun'dan önce vakfın mütevelli heyetinde ve yönetim kurulunda davacı yöneticilerinin de olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafın YURTKUR, KYK şeklindeki K/01955, K/02649 ve K/02648 sayılı markaların, emtia sınıfı belirtir tarzda patent kurumunda tescilli olmadıklarından 6769 sayılı SMK m.7/1 hükmü kapsamında marka korumasını elde etmiş tescilli marka olarak kabul edilemeyeceği, mahkeme kararı ile tüzel kişilik kazandığı anlaşılan davalının "..." ibare kullanımının SMK'nun 29.maddesi uyarınca marka tecavüzü olarak kabul edilemeyeceği, davacı tarafın ancak Türk Medeni Kanunu çerçevesinde davalı vakfın denetimini veya yasaya/vakıf senedine aykırılığını ileri sürerek ilgili asliye hukuk mahkemesine dava açabileceği, diğer yandan davacı kurumun yöneticilerinin de yer aldığı davalı vakfın, isminden haberdar olduğu ya da haberdar olması gerektiği, marka tecavüzü iddiasının sessiz kalmak yoluyla hak kaybına da uğradığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre yapılan istinaf incelemesi sonucunda; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tarafların temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, alınmadığı anlaşılan 54,40 TL temyiz ilam harcı ile 267,80 TL temyiz başvuru harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 06/07/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)