MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 13/11/2017 tarih ve 2016/711 E- 2017/1001 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nce verilen 28/05/2019 tarih ve 2018/448 E- 2019/700 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili tarafından yüksek faiz getireceği ve istendiği an geri ödeneceği garantisi ile davalı tarafa 73.555 DM miktarında para verildiğini, müvekkiline yatırdığı para karşılığı belge verildiğini, bu parasının müvekkiline iadesi istenmesine rağmen iade edilmediğini, davalı tarafın Bankacılık Kanunu'na aykırı şekilde mevduat topladığını, SPK'ya aykırı olarak aracılık faaliyetinde bulunup hisse senetlerini halka arz ettiğini, davalı şirket veya şirketlerin yöneticilerinin cürüm işlemek amacıyla çete oluşturmak vs. suçlarından değişik ceza dava dosyalarında yargılandıklarını, birçok devlet kuruluşunca davalı tarafın denetlendiğini ve denetlemelere ilişkin birçok rapor düzenlendiğini, davalı şirket veya şirketlerin ticari defterlerinin de usulüne uygun tutulmadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 20.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, davacının davalı tarafa verdiği paraların tamamını davalı taraftan fazlasıyla iade aldığı, davacı tarafın davalıdan bir hak ve alacağının kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı, taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nce, taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Bölge adliye mahkemesince verilen karar bir kısım davacı vekilince temyiz edilmiş ise de, dosyanın yapılan ilk incelemesinde, davacı tarafça toplam 20.000,00 TL’nin faiziyle birlikte davalıdan tahsili talep edilmiş, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, işbu karara karşı adı geçen taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuş ve Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
HMK'nın 6763 sayılı Kanun'un 42. maddesi ile değişik 362/1-a maddesi hükmüne göre, Bölge Adliye Mahkemelerinin miktar veya değeri 40.000,00 TL'yi geçmeyen davalara ilişkin verdiği kararlar aleyhine temyiz yoluna başvurulamaz. Bu miktar, HMK'nın Ek 1. maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm tarihi olan 2019 yılı itibariyle 58.800,00 TL'dir.
Somut uyuşmazlıkta, mahkemece, temyiz kanun yoluna başvuran davacı aleyhine reddedilen tutar miktar itibari ile kesin olup, temyiz kabiliyeti bulunmamaktadır. HMK'nın 366. maddesi delaletiyle kıyasen uygulanması gereken aynı Kanun'un 346/2. maddesi hükmü uyarınca, kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında Bölge Adliye Mahkemesince bir karar verilmesi gerekmekle birlikte, Yargıtay tarafından da bir karar verilebileceğinden davacı vekilinin temyiz isteminin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin miktardan REDDİNE, dava dosyasının işlem yapılmak üzere Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 19/02/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy