MAHKEMESİ : ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 21/03/2018 tarih ve 2017/611 E- 2018/133 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 09/07/2019 tarih ve 2019/1583 E- 2019/1073 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ...'ın 19.08.2016 tarihinde müvekkili şirketteki hissesini devir ve temlik ederek şirket ortaklığından ayrıldığını, ancak henüz ortak iken 27.07.2016 tarihinde şirket personelini ikna ve suistimal ederek müvekkili şirketçe üretilen ve deposunda muhafaza edilen 119.232,00 TL değerinde bez tela adlı ürünü müvekkili şirket adresinden yükleyerek davalının ortağı ve yetkilisi olduğu müvekkili ile aynı konuda ticaret yapan diğer davalı şirketin malvarlığına kattığını, depolar arası mal sevkiyatı gibi bir senaryo ile irsaliye düzenlettiğini, yine davalı ...'ın müvekkili şirketten hiçbir alacağı bulunmamasına rağmen, şirket muhasebesini ikna ve suistimal ile aldatarak 02.08.2016 tarihinde şirket hesabından havale yolu ile hesabına 50.000,00 TL aktardığını, müvekkilinin mallarla ilgili gönderdiği faturayı iade ettiğini, müvekkilinin gönderdiği ihtarnamenin sonuçsuz kalması nedeniyle davalılar hakkında icra takibi başlatıldığını, davalıların borca ve icra müdürlüğünün yetkisine itiraz ettiğini ileri sürerek, İzmir 13. İcra Müdürlüğü'nün 2017/13764 E. ve 2017/13765 E. sayılı takip dosyalarına vaki itirazın iptaline, takibin devamına, % 20 icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkillerinin ikametgahı İstanbul olması nedeniyle icra müdürlüğünün yetkisine itiraz ettiklerini, yetkili mahkemenin de İstanbul mahkemeleri olduğunu, müvekkilince iddia edilen ilişki kabul edilmediği için BK'nın 89. maddesinin uygulanamayacağını, 2017/13765 E. sayılı dosyada müvekkili ...'ın borçlu görülmediği ve kendisi de tacir olmadığından bu takip yönünden asliye hukuk mahkemesinin .görevli olduğunu, 2017/13764 E. sayılı takibe dayanak fatura davalı müvekkili şirket adına tanzim edildiğinden diğer müvekkilinin bu takipte ve davada borçlu addedilemeyeceğini, müvekkili ... ile davacı şirketin diğer kurucu ortakları arasındaki arkadaşlık ve güven ilişkisine istinaden müvekkili ...'ın yetkilisi olduğu diğer müvekkili şirket adına kredi çektiğini, bu kredi ile davacı şirket ortaklarının sermaye koyma borcunun ödendiğini, bu şekilde davacı şirkete makine ve teçhizat alındığını, dava dışı davacı şirket ortaklarının paylarına düşen kredi borcunu ödememeleri üzerine müvekkili ...'ın ortaklıktan ayrıldığını, müvekkili ...'ın davacı şirkette yönetici olmaması nedeniyle dava dilekçesinde anılan işlemleri yapmasının mümkün olmadığını, müvekkili şirketin sevk irsaliyesinde gösterilen adreste faaliyet göstermediğini, faturalar üzerinde bir kısım tahrifatlar bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, TTK'nın 561. maddesi uyarınca sorumlular aleyhine şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinde dava açılabileceği, genel yetkiyi düzenleyen HMK'nın 6. maddesi gereğince davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesinin genel yetkili mahkeme olduğu, zarara uğratıldığı iddia edilen şirketin yerleşim yeri dikkate alındığında Karşıyaka İcra Müdürlüğü, davalıların yerleşim yerleri dikkate alındığında ise İstanbul Mahkemeleri ve icra müdürlüğünün yetkili olduğu, İzmir İcra Müdürlüğünün dava dayanağı takiplere bakmaya yetkili olmadığı, yetkili icra dairesinde başlatılmış bir takipten söz edilemeyeceği gerekçesiyle geçerli bir takip bulunmadığından dava şartı gerçekleşmemesi nedeniyle açılan davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, davaya konu her iki takibin de davacı şirketin eski ortağının ortaklık ilişkisi devam ederken gerçekleştirdiği iddia olunan usulsüzlükten kaynaklanan alacak istemine ilişkin olduğu, 6100 sayılı HMK'nın 14. maddesi uyarınca şirket ve ortağı arasındaki uyuşmazlıklarda davacı şirketin ikametgahının bulunduğu yer mahkemesi ve icra dairesinin kesin yetkili bulunduğu, ancak davacı şirketin merkezinin Karşıyaka İcra Daireleri'nin kesin yetki alanı içinde olup davaya konu icra takiplerinin İzmir İcra Dairesinde yapılmış olduğu, bu nedenle kesin yetkili icra dairesinde takip başlatılmadığından davanın bu gerekçeyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece yazılı şekilde verilen kararın Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 21.03.2018 tarih 2017/611 E. 2018/133 K. sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, geçerli bir takip bulunmadığından dava şartı gerçekleşmemesi nedeniyle açılan davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına ve özellikle davalı Uluteks Tela ve Tekstil Ürün. Dış Tic. San. Ltd. Şti. hakkındaki icra takibi bakımından talep ve davanın niteliği gözetilerek 6100 sayılı HMK'nın 16. maddesi çerçevesinde Karşıyaka İcra Dairesinin her iki takip borçlusu bakımından ortak yetkili olduğunun kabulünün gerekmesine göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, 02/03/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy