MAHKEMESİ :.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki davanın İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 25/06/2019 tarih ve 2019/56-2019/279 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesinin davalı vekili tarafından istenilmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin "MANU Atelier" ibareli 18 ve 35. sınıfları kapsayan 2014/17600 sayılı marka başvurusunda bulunduğunu, davalının 127242 tescil sayılı “MANU” markası ve 134654 sayılı "MANU" markasının 18. sınıftaki malları da kapsayan tescili nedeniyle müvekkilinin marka başvurusunun 18. sınıfın 2. alt sınıfındaki emtialar yönünden reddedildiğini, davalı markalarının tescilli olduğu hiçbir sınıfta kullanılmadığını, 5 yılı aşkın bir süredir kullanılmayan davalı markalarının 18. sınıfın içeriğinde yer alan "dosya, klasör" emtiaları hariç olmak üzere tescil edildiği tüm sınıflarda MarKHK 14. maddesi uyarınca iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, dava açıldığı tarihte davanın dayanağı olan 556 sayılı KHK'nın 14. maddesinin yürürlükte olduğu, davanın devamı sırasında ise Anayasa Mahkemesinin kararı uyarınca maddenin ipal edilmiş olması nedeniyle davanın yasal dayanaktan yoksun hale geldiği, bu nedenle davanın konusuz kaldığı gerekçesi ile dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, dava tarihindeki haklılık durumu nazara alınarak davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 04/03/2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava, davalı adına tescilli markanın kullanmama nedenine dayalı iptali istemine ilişkin olup davanın hukuki nedeni, bir başka söyleyişle, yasal dayanağı mülga 566 sayılı KHK’nın 14. maddesidir.
Söz konusu KHK hükmü, Anayasa Mahkemesinin 14.12.2016 tarih ve 148-189 sayılı kararı ile iptal edilmiş ve kararın RG’de yayımlanması üzerine Anayasamızın 153. maddesi çerçevesinde davanın hukuki nedeni ortadan kalkmıştır. Bu durumda, yasal dayanağı bulunmayan davanın esastan reddine hükmedilmesi gerekir.
Davanın açıldığı tarihte söz konusu KHK hükmünün mevcut olması bu sonucu değiştirmeye elverişli değildir. Çünkü, Anayasa Mahkemesi kararının, dava nedeni ile dava konusu üzerinde bir etkisi yok ise de, söz konusu karar, davanın dayandığı hukuki sebebi ortadan kaldırmıştır. Nitekim, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları, bu nedenle, iptal edilen kanun yahut KHK hükmüne dayalı olarak açılan derdest (devam eden) davalara da kesin olarak etkilidir. Aksinin kabulü halinde, hukuka ve anayasaya aykırı bulunarak iptal edilen bir kanun veya kanun hükmündeki kararname hükmüne dayalı olarak hüküm kurulması gibi hukuk devleti ilkesine açıkça aykırı bir duruma yol açılması kaçınılmazdır.
Yukarda da belirtildiği üzere, yasal dayanağı bulunmayan yahut açıklandığı biçimiyle hukuki nedeni bulunmayan bir davanın konusuz kaldığından, hatta ve hatta davanın esastan sonuçlanmadığından söz edilemez. Dava esastan görülmüş ve reddedilmiştir. Bu durumda, yargılama giderleri bakımından HMK’nın 331/1. maddesinin uygulanması olanağı bulunmamaktadır. Aksinin düşünülmesi ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararı nedeniyle davanın konusunun kalmadığının kabulüyle buna dayalı olarak davanın açıldığı tarihte haklı nedenlere dayalı olup olmadığının değerlendirilmesi, haklılığın iptal edilen KHK hükmüne dayalı olarak değerlendirilmesi zorunluluğu nedeniyle çelişkili bir yaklaşımı beraberinde getiriyor olmakla benimsenemez.
Şu halde, aksine bir kanun hükmü bulunmadığı gözetildiğinde, davanın reddiyle HMK’nın 326/1. maddesi hükmü uyarınca, yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesi gerekir.
Açıklanan nedenle, Daire çoğunluğunun aksi yöndeki kararına katılamıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy