MAHKEMESİ : ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Denizli Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 04/05/2018 tarih ve 2016/1186 E.- 2018/655 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan kabulüne ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 18/06/2019 tarih ve 2018/2003 E.- 2019/1235 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin davalı şirketin kurucu ortaklarından olup şirkette kuruluş tarihi itibariyle her biri 50.000.- TL nominal değerindeki 90 hisse karşılığı olan 4.500.000.- TL değerinde hissenin sahibi olduğunu, müvekkilinin şirketin kurulduğu tarihten bu güne kadar kâr payı veya temettü olarak hiç bir hakkını almadığını, 4.500.- TL nominal değerinde bulunan şirket hisselerinin tamamının ... adına tescil edildiğini 17.11.2015 tarihinde öğrendiğini, müvekkilinin davalı şirketteki hisselerini kesinlikle kimseye satmadığını, davalı şirketteki müvekkili hisselerinin, şirketin yönetim kurulu başkanı ve münferiden şirketi temsile yetkili ... tarafından tamamen hukuka aykırı olarak, sahte belgelerle veya usulsüz bir şekilde ve iyi niyet kurallarına aykırı olarak 15.12.1994 tarihinde oğlu ...'a devrettiğini ileri sürerek, müvekkilinin davalı şirketteki hisselerinin yasa dışı olarak davalılardan ...'a devredildiğinin tespitini, 15.12.1994 tarihi itibariyle müvekkilinin sahibi olduğu 4.500.000.- TL değerindeki 90 hissenin kâr payı ve temettü payları da dikkate alınarak reel değerinin tespiti ile temerüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili; davalı şirket yönetim kurulunun 01.10.1993 tarihli kararı ile ...'ın davalı şirkete ortak edildiğini, bu davalı yönünden husumet itirazları bulunduğunu, davacının davalı şirkette hissedar olmadığını 17.11.2015 tarihinde öğrendiği iddiasının gerçek dışı olduğunu, davacının davalı şirket ortaklığından ayrılma talebinde bulunduğunu, davalı şirket yönetim kurulunun 01.10.1993 tarihli kararı ile davacının isteğinin uygun görülerek karar tarihinde küçük olan davalıya velayeten babası diğer davalı ve en büyük ortak ... tarafından davacının sahip olduğu beheri 50.000,00 TL nominal değerdeki 90 adet hissesinin tamamının devralındığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; 01/10/1993 tarihli Yönetim Kurulu kararının ve hisse devrinin yasaya uygun olmadığı ancak Yönetim Kurulu kararının iptali için açılacak davanın 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı, hisse devrinin alacağın temliki hükümlerine tabi olduğu, alacağın temlikinden kaynaklı davaların da 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, davanın 10 yıllık zamanaşımı süresinde açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi'nce; TTK'nın 133/2. ve İİK'nın 94. maddeleri uyarınca hisse paylarının menkul hükmünde olduğu, mülkiyet hakkı zamanaşımı ile ortadan kaldırılamayacağından 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanamayacağı, dava konusu hisse senetlerinin hamiline yazılı hisse senetleri olması nedeniyle, devri için TTK'nın 489. maddesi uyarınca zilyetliğin devrinin (teslim) yeterli olduğu, hisse devrinin geçerliliği için yönetim kurulu kararı gerekmediğinden 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde dava açılmadığı gerekçesinin yerinde olmadığı, davacının 1996 yılında davalı şirketin ortağı olmadığını taraflar arasındaki başka bir davada beyan ettiği, davacının hisse paylarının devrinin hukuka aykırı olduğu iddiasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca esastan kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, hükmün gerekçe yönünden düzeltilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 17/06/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy