MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 27/09/2017 tarih ve 2016/120 E.- 2017/336 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nce verilen 19/09/2019 tarih ve 2018/1231 E.- 2019/1164 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin davalı ve diğer ortağı Doğan Kumru tarafından 20/05/2013 tarihinde kurulduğunu, ortakların şirkette eşit oranda hisse sahibi olduklarını, gerek hissedarlar arasındaki sorunlar ve gerekse tüzel kişilik ile davalı arasındaki sorunlara bağlı olarak şirketin bu haliyle devamının taraflar arasında çekilmez bir hal aldığını, davalının şirkete ve diğer hissedara karşı sorumluluklarını umursamayıp yerine getirmekten kaçındığını, şirketteki sermaye borcunu ödemediğini, davalının şahsi olarak borç içerisine girip bu borçlarını ödeyemediğini, şirketin davalının bu borçları ile ilgili olarak sık sık alacak haczi amacıyla haciz ihbarnameleri geldiğini, bu durumun şirketin saygınlığı ve itibarını yok ettiğini, şirketin bankalar nezdindeki kredi notlarına olumsuz etki etmesi sebebiyle şirketin kredi taleplerinin olumsuz sonuçlanmasına ve finansman sıkıntısı yaşanmasına sebep olduğunu, şirketin piyasada borçlu muamelesi gördüğünü, şirket alacağının tahsili için davalı hakkında icra takibi yapıldığını, davalının bu takibe itiraz ederek takibi durdurduğunu, bu konuda açılan itirazın iptali davasının halen derdest olduğunu, davalının kuruluştan itibaren toplantılara da katılmadığını ileri sürerek, davalının ortaklıktan çıkartılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının şirkete 7.500,00 TL tutarında ödenmemiş sermaye borcunun bulunduğu, davalının şahsi borcunun toplam 513.039,74 TL olduğu, bu durumun şirketin kredibilitesini olumsuz etkilediği, bankalar ve finansman kullandırıcılarının şirketlerin hakim ortaklarının yüksek düzeyde borçlu olmaları durumunda ortak oldukları şirketleri riskli müşteriler grubuna dahil ettikleri, sermaye borcunu yerine getirmeyen ve şahsi borçlarıyla şirketin finansal açıdan kredibilitesini olumsuz etkileyen ortağın ortaklıktan çıkarılmasını istenmesinin haklı sebep olarak kabul edilebileceği, TTK 641. maddesinde ortağın şirketten ayrıldığı takdirde esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini istem hakkına haiz olduğu belirtilmekle birlikte bu konuda talebi olmadığından ayrılma akçesi hesaplanmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne, davacı Nizamülmülk Özel Eğitim Sağlık ve Sosyal Hizmetler Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti. ortaklığından çıkarılmasına karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Mahkemece dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, kararın taraflarca temyiz edilmemesi üzerine 07/11/2017 tarihinde kesinleştirildiği, davalı vekilinin istinaf dilekçesini yasal süre geçtikten sonra verdiği gerekçesi ile istinaf talebinin reddine dair ek karar verilmiştir.
İstinaf başvurusunun reddi ek kararına karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, UYAP sisteminden anlaşılacağı üzere davalı vekilinin vekaletnamesini 14/05/2018 tarihinde dosyaya sunmuş olduğu, bu tarihe kadar yapılacak tebligatların davalı asil adına çıkartılması gerektiği, ilk derece mahkemesince dava dilekçesi ve tensip tutanağının davalı asilin dava dilekçesinde bildirilen adresine ''mernis adresidir'' ibaresi eklenmeden gönderildiği, tebligatın muhatabın adresten ayrılmış olması sebebiyle iade edilmesi üzerine davalının adres kayıt sistemindeki adresine mernis şerhli olarak tensip zaptı ve dava dilekçesi yeniden tebliğe çıkarıldığı, bu kez yapılan tebligatın TK'nın 21/2. maddeye göre usulüne uygun olduğu, ilk derece mahkemesinin 27/09/2017 tarih ve 2016/120 esas sayılı gerekçeli kararı da davalı asile 23/10/2017 tarihinde 7201 Tebligat Kanunu'nun 21. maddesine göre tebliğ edildiği, dosya kapsamındaki dönen tebligat parçasına göre aynı yerde ikamet eden tebligat evrakı üzerinde ismi ve soyadı bulunan şahsın muhatabın işte olduğunu bildirmesi üzerine tebliğ evrakının ilgili mahalle muhtarına teslim edildiği, tebliğ adresine 2 no.lu haber kağıdının yapıştırıldığı, tebliğ evrakı üzerinde Yenişehir mahallesi muhtarı 1. azası İdris Yılmaz’ın imza ve mührünün bulunduğu, tebligatın geçerli ve usule uygun olduğu, tensip zaptı ve dava dilekçesi ile gerekçeli kararın tebliğ edildiği adresler davalının o tarihteki mernis adresi olduğu, UYAP sistemi üzerinden yapılan mernis araştırmasında davalının 24/01/2018 tarihinde yurtiçi mernis adresi değişikliğine ilişkin bildirimde bulunduğu, söz konusu adresin “M. Alipaşa mah., Kavaklar caddesi, Kapı no: 9/2 İzmit/ Kocaeli olduğu”, daha önceki tebligatların davalının adres değişikliğine ilişkin bildirimde bulunduğu tarihten daha önceki bir tarihte yapıldığı, gerekçeli kararın davalı asile 23/10/2017 tarihinde usulüne uygun tebliğ edilmesine rağmen, davalı vekili tarafından, HMK'nın 345. maddesinde ön görülen iki haftalık başvuru süresi geçirildikten sonra, 14/05/2018 havale tarihli istinaf dilekçesi verildiği, ilk derece mahkemesinin istinaf dilekçesinin yasal süre geçtikten sonra verilmiş olmasından bahisle istinaf talebini 15/05/2018 tarihli ek kararı ile reddetmesinin usul ve yasaya uygun olduğu, davalının yasal başvuru süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmadığı, HMK'nın 346/2.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinin süre yönünden reddine dair ek karar usul ve yasaya uygun olduğundan davalının asıl hükme karşı ileri sürdüğü istinaf nedenlerinin incelenmesine hukuken olanak bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf dilekçesinin süre yönünden reddine dair ek karara vaki istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 16/06/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy