MAHKEMESİ : ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 17/05/2018 tarih ve 2017/331 E- 2018/178 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine , istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 27/09/2019 tarih ve 2018/1430 E- 2019/913 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin 2000 19681, 2002 08806. 2000 19683, 2000 21346, 2000 17287, 2000 26089, 2000 19679, 2000 19682, 2013 32512, 2014 05584, 2013 18870, 2014 05601, 2000 06453 sayılı ve " "cep alışveriş", "cepservice", "cep club", "cep 2", "cep", "cepyaym", "cep pocket", "cep not", "cep fatura şekil", "cepbakiye", "cep sağlık", "cephastane", "cepshop" ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalının bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "cepklinik" ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı TPMK’na başvuruda bulunduğunu, 2016/63521 numarasını alan başvuruya müvekkilinin itirazının, davalı TPMK YİDK'nın 2017-M-5344 sayılı kararı ile yerinde görülmeyerek reddedildiğini, oysa müvekkili markalarının tanınmış olduğunu ve başvurunun bu markalarla karıştırılma ihtimali bulunacak düzeyde benzer bulunduğunu ileri sürerek, davalı ... YİDK kararının iptalini ve diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı TPMK vekili, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, "Cep" kelimesinin tek kişi veya kurumun tekeline alınmayacağını, uzun süredir cep telefonu alım satım ve tamiri ile uğraştığını, halk arasında cep telefonunun kısaltması olan "cep" ibaresinin içinde bulunduğu bir markayı tescil ettirmek istemesinde kötüniyet aranmayacağını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalı markasının tescilli olduğu sınıflar ile davacıya ait markaların tescilli olduğu mal ve hizmet sınıflarının aynı tür olduğu, ancak markalar arasında 556 sayılı KHK 8/1- b maddesi anlamında bir benzerlik ve iltibas tehlikesinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvuruda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı başvurusunun tescilli olduğu sınıflar ile davacıya ait markaların tescilli bulunduğu hizmet sınıfları aynı tür olsa da, tarafların marka olarak kullanmak istedikleri ibareler arasında 556 sayılı KHK 8/1-b maddesi anlamında bir benzerlik veya iltibas tehlikesinin bulunmadığı, başvuruda yer alan birbirinin içine geçmiş kırmızı ve mavi renklerden oluşan İngiliz anahtarı şekilleri ile başvuru konusu ibarenin, siyah fon üzerine kırmızı renkle yazılmış olmasının ve "i" harflerinin noktalarının içi boş ve mavi renkli olmasının, başvuruya yeterli ayırt edicilik kattığı, her ne kadar davacı vekilince iddialarına dayanak olarak dava dışı bir başka kişiye ait "cepcılınıc" ibareli ve düz yazıdan ibaret başvuruda açıklanan renk ve şekil unsurlarının, başvurunun davacı markalarından ayıt edilmesini sağladığı ve yerleşik Yargıtay ilamlarının da bu yönde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 01/07/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy