MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 21/03/2019 tarih ve 2018/584-2019/240 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı arasında 05/10/2005 tarihinde acentelik sözleşmesi düzenlendiğini, müvekkili firmanın davacıya hiçbir borcu olmamasına rağmen, davacının 26/05/2011 tarihinde tek taraflı olarak neden göstermeden acentelik sözleşmesini haksız olarak fesih ettiğini, fesih sonrası müvekkili acenteliğin ekran giriş şifreleri bloke edildiğinden müşterilerden vadesi gelmemiş tahsilatların yapılamadığını, müvekkilinin davalıdan protokol gereği alacağının bulunduğunu, kesin alacak miktarının ancak yargılama sürecinde bilirkişi incelemesi ile tespit edilebilir olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakalrı hakları saklı kalmak kaydı ile 10.000,00 TL alacağın 15/03/2011 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 05/02/2015 tarihli ıslah dilekçesi talebini 134.310,60 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirket ile davacı arasında 05/10/2005 tarihinde imzalanan sigorta acentelik sözleşmesinin, sözleşme hükümlerine dayanılarak 26/05/2011 tarihinde fesih edildiğini, davacı şirketin müvekkili şirkete olan 284.943,03 TL borcunu uzlaşarak cüz’i bir miktar hariç ödedikten sonra, haksız ve dayanaksız bir şekilde Ankara 44. Noterliğinin 07/03/2012 tarihli ihtarnamesini keşide ederek, müvekkilinden protokol uyarınca ek komisyon alacağı olduğunu ileri sürdüğünü, sözleşmenin 15. maddesi uyarınca müvekkili sigorta şirketinin defter, kayıt ve belgelerinin tek delil olduğunu sözleşmenin 20. maddesi uyarınca davacı şirketin müvekkili şirkete karşı herhangi bir alacak talebinde bulunma hakkının olmadığını, talebin ek komisyon şartlarını düzenleyen protokolün ikinci maddesine aykırı olduğunu, davacı şirketin 2010 yılı sonu itibari ile müvekkili şirkete 24.180,00 TL borcu bulunduğunu, davacı şirketin ek prime hak kazanmasının bu sebeple mümkün olmadığını, talebin açıkça usule ve yasaya aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı acentenin bakiye borcu olarak ileri sürülen 24.180,00 TL'nin, sigorta tekniğine göre yapılan inceleme uyarınca sigortalıların vadesi gelmemiş veya ödenmemiş prim taksit borcu olduğu, bu sebeple cari hesaba konu edilmesinin söz konusu olmadığı sözleşmenin 20. maddesinin ek komisyon alacağını kapsamadığı, davacı acentenin 2010 yılı itibari ile yapılmış tahsilattan kaynaklanan borcunun bulunmadığı, ek komisyon alacağının davalının ticari defterleri kapsamında da 134.310,60 TL olarak hesaplandığı, temerrütün ihtarnamenin tebliğine müteakiben davacıya tanınan mehlin bitimi olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, 134.310,60 TL alacağın davalıdan 17/03/2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, davacının 15/03/2011 tarihinden itibaren faiz talebine ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 6.880,76 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 24/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy