MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce bozmaya uyularak verilen 28.11.2019 tarih ve 2018/828 E. - 2019/863 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, asıl davada müvekkili ...’in 28.12.2008 tarihinde trenden indiği esnada trenin aniden hareket etmesi sonucunda vagonun kapı koluna montunun takılması ile trenle peron arasına düşerek iki ayağının da kesilmesi sonucunu doğuran kaza ile yaralandığını, bu kazanın davalı tarafın hatasıyla meydana geldiğini ileri sürerek şimdilik cismani zararı için 4.000,00 TL, yardımcı kişi masrafları için 3.000,00 TL, protez gideri için 2.000,00 TL ve tedavi gideri için 1.000,00 TL toplamı 10.000,00 TL maddi tazminatın; birleşen davada müvekkilleri ... için 50.000,00 TL, Minire ve ... için ayrı ayrı 30.000,00 TL olmak üzere toplam 110.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş; ıslahla maddi tazminat talebini 62.516,25 TL’ye yükseltmiştir.
Davacılar vekili, birleşen ek davalarda, 15.944,67 TL maluliyet tazminatı ile 44.398,00 TL yardımcı kişi tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, kazanın davacının kusuru ile oluştuğunu savunarak, açılan davaların reddini istemiştir.
Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; asıl dava yönünden; davaya konu edilen ve 26.11.2013 tarihli kararla hükmedilen 39.686,19-TL maluliyet tazminatı, 99,00-TL tedavi gideri, 531,35-TL protez gideri kalemleri hakkında verilen karar, bozma ilamı haricinde kalmakla ve kesinleşmekle bu hususta yeniden karar verilmesine yer olmadığına, temyize konu olan ve bozma ilamı kapsamındaki yardımcı kişi tazminatı yönünden işbu dava ile istenen 22.199,71-TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2010/201 E. sayılı dosyası yönünden; davaya konu edilen 30.000,00-TL manevi tazminatın tahsiline ilişkin olarak verilen karar Yargıtay bozma ilamı haricinde kalmakla ve kesinleşmekle bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, birleşen 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/964 E. sayılı dosyası yönünden; isteme konu 44.398,00-TL yardımcı kişi tazminatının olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/34 E. sayılı dosyası yönünden ise; isteme konu edilen işgöremezlik tazminatı yönünden 15.944,67-TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ve birleşen dava konusu protez ve tıbbi cihaz bedellerine yönelik istemin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, demiryolu taşımacılığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, asıl ve birleşen davalar ... hasım gösterilmek suretiyle açılmıştır.
Ancak davanın devamı sırasında, 01.05.2013 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6461 sayılı Kanun’un 1/1 (c) bendi ile davalılardan TCDD Taşımacılık A.Ş’nin kurulmasına karar verilmiş ve anılan şirket 17.06.2016 tarihinde kurularak tüzel kişilik kazanmıştır.
6461 sayılı Kanun’un “Devir Hükümleri” başlıklı geçici 1. maddesi (a) bendinde, davalı şirkete devredilecek personel ile cer, yük ve yolcu taşıma hizmetlerinde kullanılan çeken ve çekilen araçlarla, bunlarla ilgili her türlü diğer araç, gereç ve cihazların belirlenmesi ve personelin kadro ve pozisyonlarıyla, “araç, gereç ve cihazların ise hak, alacak, borç ve yükümlülükleriyle birlikte” şirkete devredilmiş sayılacağı hüküm altına alınmıştır.
Geçici 1. maddenin (b) bendinde de, (a) bendi kapsamında devredilen personel ile araç, gereç ve cihazlarla ilgili TCDD’ce taraf alınan işlem ve sözleşmelerde davalı şirketin taraf olacağı ve derdest dava ve takiplerde şirketin kendiliğinden taraf sıfatı kazanacağı, yine “bu hususlarla ilgili olarak” TCDD tarafından yapılan iş ve işlemler sebebiyle açılacak davanın şirkete yöneltileceği düzenlenmiştir.
Somut olayda dava, TCDD Genel Müdürlüğüne yöneltilmiştir. Ancak yukarıda da belirtildiği gibi TCDD Taşımacılık A.Ş. dava derdestken 17.06.2016 tarihinde tüzel kişilik kazanmıştır. Bu durumda mahkemece, davalıya ne surette kusur izafe edildiği üzerinde durularak, varsa olaydaki kusurun mevcut düzenlemeden sonra Genel Müdürlüğün mü yoksa Şirketin mi sorumluluk sahasında kaldığı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Şayet yapılacak değerlendirmede, kusurun sadece Şirketin sorumluluk sahasında kaldığı anlaşılırsa bu takdirde Genel Müdürlüğün taraf sıfatı son bulup, Şirket taraf sıfatını kazanacaktır. Şu halde mahkemece, yürürlüğe giren Kanun nedeniyle re'sen bir değerlendirme yapılıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve yerel mahkeme kararının re'sen bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıdaki (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın re’sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 31.03.2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
01.05.2013 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6461 sayılı Kanun’un 1/1 (c) bendi ile TCDD Taşımacılık A.Ş.’nin kurulmasına karar verilmiş ve anılan şirket 14.06.2016 tarihinde kurularak tüzel kişilik kazanmıştır.
6461 sayılı Kanun’un “Devir Hükümleri” başlıklı geçici 1. maddesi (a) bendinde, davalı şirkete devredilecek personel ile cer, yük ve yolcu taşıma hizmetlerinde kullanılan çeken ve çekilen araçlarla, bunlarla ilgili her türlü diğer araç, gereç ve cihazların belirlenmesi ve personelin kadro ve pozisyonlarıyla, “araç, gereç ve cihazların ise hak, alacak, borç ve yükümlülükleriyle birlikte” şirkete devredilmiş sayılacağı hüküm altına alınmıştır.
Geçici 1. maddenin (b) bendinde de, (a) bendi kapsamında devredilen personel ile araç, gereç ve cihazlarla ilgili TCDD’ce taraf olunan işlem ve sözleşmelerde davalı şirketin taraf olacağı ve derdest dava ve takiplerde şirketin kendiliğinden taraf sıfatı kazanacağı, yine “bu hususlarla ilgili olarak” TCDD tarafından yapılan iş ve işlemler sebebiyle açılacak davanın şirkete yöneltileceği düzenlenmiştir.
Yukarıda açıklanan madde hükmünden de anlaşılacağı üzere, TC Taşımacılık A.Ş.’nin tüzel kişilik kazandığı tarihten önceki döneme ilişkin 6461 sayılı Kanun’dan doğan sorumluluğu, söz konusu geçici 1. maddenin (a) bendine göre devredilen personelin kadro ve pozisyonlarıyla ve araç, gereç ve cihazlarla ilgili olarak TCDD’ce gerçekleştirilmiş olan işlem ve sözleşmelerden kaynaklanan hak, alacak, borç ve yükümlülüklerle sınırlı olup, davalı ...’nin devredilen personel, araç ve gereçler ile gerçekleştirdiği yük ve yolcu taşıma sözleşmelerinden doğan sorumluluk hali ise 1. maddenin (b) bendi kapsamında değildir.
Demiryolu ile yük ve yolcu taşıma sözleşmelerinden doğan sorumluluk hali, davalı taşımacılık şirketinin tüzel kişilik kazandıktan sonraki tarihlerde tren işletmecisi olarak gerçekleştireceği taşıma faaliyetlerinden doğan zararlara ilişkin olarak 6461 sayılı Kanun ile yürürlükteki demiryolu taşımacılığına ilişkin diğer ulusal ve uluslararası sözleşme hükümlerine tabi olacaktır.
Somut uyuşmazlığa konu tren kazası 28.12.2008 tarihinde meydana geldiğinden sorumluluğu doğuran olayın meydana geldiği zaman yürürlükte olan kurallar gereğince taşıma sözleşmesinin tarafı olan davalı ... sorumlu olup, 6461 sayılı Kanun uyarınca kurulan davalı TC Taşımacılık A.Ş.’ne husumet yöneltilemeyeceğinden sayın çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy