MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Çorum 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 22.02.2018 tarih ve 2013/510 E. - 2018/61 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin reddine-kabulüne dair Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nce verilen 18.10.2018 tarih ve 2018/1224 E. - 2018/1328 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş, muhtıra tebliğine rağmen davalılar vekilince peşin temyiz harcının süresinde yatırılmaması nedeniyle Bölge Adliye Mahkemesince tesis olunan 10.12.2018 tarihli temyiz talebinin yapılmamış sayılmasına ilişkin ek kararın süresi içinde davalılar vekilince temyizi üzerine, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin sahip olduğu ... plakalı 2005 model Newholland marka biçerdöverin, davalıların sürücüsü ve maliki olduğu ... plakalı tır ile Çorum'dan çeltik hasadı için Çanakkale iline götürülmek üzere taşınması sırasında, cekicinin römorkunda bulunan biçerdöverin çekici sürücüsünün kusuruyla üst geçide çarpması neticesinde biçerdöverin büyük oranda hasara uğradığını, müvekkilinin hem biçerdöverindeki maddi hasar nedeniyle zarara uğradığını, hem de Çanakkale'deki Ekim ayı sonuna kadar devam eden çeltik hasadı dönemini kaçırarak kazanç kaybına uğradığını, davalı şirketin hasardan taşıtan sıfatıyla, kar kaybından genel hükümlere göre sorumlu olduğu ileri sürerek, öncelikle hasara ilişkin delil tespiti yapılmasını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla biçerdöverde meydana gelen 65.000,00 TL'lik zarar ile kazanç kaybı nedeniyle oluşan 10.000,00 TL'lik zararın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 20.02.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 109.550,90 TL’ye yükseltmiştir.
Davalılar vekili, dava konusu kazadan ve oluşan hasardan müvekkillerinin sorumlu olmadığını ve tazmin yükümlülüklerinin bulunmadığını, müvekkillerinin dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirdiklerini, her tür ehliyet ve şartlara haiz olduklarını, tüm tedbirleri aldıklarını, kazanın kendi insiyatifleri dışındaki üst geçidin hatalı olmasından kaynaklandığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacıya ait biçerdöverin Çorum'dan Çanakkale’ye taşınması işini üstlenen davalı Ah-Pet Ltd. Şti'nin biçerdöverin yüksekliğini daha önceden belirleyip ilgili kurumlardan önceden izin alarak, söz konusu yüksekliğe göre gerekli rotayı çizme, yüksekliğin uygun olmadığı tünel ve üst geçitlerde biçerdöveri tırdan indirerek tünel ya da üst geçit geçildikten sonra biçerdöveri geri yükleme ve bu konuda ifa yardımcılarını ya da istihdam ettiği kişileri bilgilendirme ve takip etme yükümlülüklerine uygun davranmadığından kazadan sorumlu olduğu, davalı şirketin ifa yardımcısı olarak seçtiği diğer davalının ise uyarı levhasında 4.50 yazdığı halde, 4.80 gabarisi bulunan aracın üst geçide çarpmasından dolayı tam kusuru olduğu, davalı sürücünün bilinçli taksir düzeyindeki ihmalinin TTK 886 maddesi gereği taşıyıcının sorumluluğunun ağırlaşmasını doğuracak nitelikte bulunduğu, davacının biçerdöverinde meydana gelen maddi zararının ve hesaplanan kazanç kaybının somut verilere dayalı uzman bilirkişilerce tespit edildiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, 64.550,90 TL biçer döverdeki zarar, 45.000,00 TL kazanç kaybı olmak üzere toplam 109.550,90 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karara karşı, taraf vekilleri istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalıların istinaf taleplerinin yerinde olmadığı, taşıma işinin ticari bir iş olması nedeniyle mahkemece yasal faize hükmedilmesinin yerinde olmadığı gerkçesiyle, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, Çorum 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 22/02/2018 tarih, 2013/510 Esas, 2018/61 Karar sayılı ilamın diğer kısımları baki kalmak kaydıyla, hükmün "64.550,90 TL biçer döverdeki zarar nedeniyle, 45.000,00 TL kazanç kaybı nedeniyle olmak üzere toplam 109.550,90 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine ibaresinin kaldırılarak, 64.550,90 TL biçer döverdeki zarar nedeniyle, 45.000,00 TL kazanç kaybı nedeniyle olmak üzere toplam 109.550,90 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine," şeklinde düzeltilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, 10/12/2018 tarihli Ek Karar ile, davalı vekilinin temyiz karar harcı, temyiz yoluna başvuru harcı ile gider avansı yatırmadığından bahisle 19/11/2018 tarihinde muhtıra çıkartıldığı, muhtıranın davalı vekiline 27/11/2018 tarihinde tebliğ edildiği,davalı vekili Temyiz yoluna başvuru harcı olarak 1.870,85 yatırması gerekirken 19/11/2018 tarih ve 16745 sayılı sayman mutemet alındısı ile 176,60 TL.temyiz yoluna başvuru harcı yatırdığı, temyiz talebinde bulunan davalı vekilinin temyiz karar harcını süresi içerisinde yatırmadığından temyiz talebinin yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Ek Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince verilen kesin süre içerisinde temyiz harcının tamamlanmaması nedeniyle davalı tarafından kararın temyiz edilmemiş sayılmasına dair 10/12/2018 tarihli ek kararda, hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi ek kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin Bölge Adliye Mahkemesince verilen kesin süre içerisinde temyiz harcının tamamlanmaması nedeniyle davalı tarafından kararın temyiz edilmemiş sayılmasına dair ek kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, istekleri halinde aşağıda yazılı 1.847,45 TL harcın temyiz eden davalılara iadesine, 18.03.2021 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Uyuşmazlık, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi durumunda Bölge Adliye Mahkemesince hükmedilecek istinaf red harcının maktu mu yoksa nisbi mi olacağı, bu kararın temyizi durumunda alınacak temyiz peşin harcının da maktu mu yoksa nisbi mi olacağına ilişkindir.
492 sayılı Harçlar Yasası'nın 2. maddesinde "Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olacağı",
(1) sayılı Tarifenin III karar ve ilam harcı başlıklı 1/a madddesinde "Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı",
1/e maddesinde de "yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay, ve Yargıtay'ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı" düzenlenmiştir.
Bölge Adliye Mahkemelerinde işin esasını hüküm altına aldığı kararlar, ilk derece mahkemesinin yerine geçerek verdiği ve icrai kabiliyeti söz konusu olan kararlardır. Bu kararlar ise, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak 6100 sayılı HMK 353/1-b-2,3 maddelerine göre davanın kabulü veya reddi yönünde verilen kararlardır. İlk Derece Mahkemesi Kararının İstinaf incelemesi sonucunda usulden reddi kararı davanın esası hakkında verilen ve işin esasına bölge adliye mahkemesince girilip verilmiş ve icra edilecek bir karar değildir. İlk Derece mahkemesi kararı geçerliliğini sürdürmektedir. Bu itibarla konusu belli bir değere ilişkin davada, davalının istinaf başvurusunun usülden reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı 1 sayılı Tarifenin III-1-a maddesinde ifade edilen "esas hakkında" karar niteliğinde bulunmadığından Bölge Adliye mahkemesince nisbi değil, maktu karar ve ilam harcının alınması gerekmektedir.
Başvurunun esastan reddinde, aslında davanın esasına girilmemekte, ilk derece mahkemesi kararı doğru bulunduğundan dava hakkında ayrıca karar verilmemektedir. Kanun koyucunun buradaki "esastan" ifadesini, istinaf başvurusu sırasında dilekçeye, harca, süreye vb. şekli hususlara ilişkin bir eksiklik olmaması, istinaf sebeplerinin incelenerek ilk derece kararında usul veya esas yönünden hukuka aykırılık bulunmamasıdır. (Pekcanıtez-Usul-Medeni Usul Hukukun Sh. 2270 vd)
Keza İstinaf başvurusunun reddine ilişkin karar temyiz incelemesi olmadığı için onama kararı niteliğinde de değildir.(Pekcanıtez-Atalay-Özekes Sh. 583, Konuralp, Uluslararası Toplantı Sh. 260, Özekes-100 soruda İstinaf ve Temyiz sh. 99)
1) Sayılı Tarifenin III-1-e maddesi tasdik (onama) edilen kararlar için nisbi karar ve ilam harcı alınacağını düzenlemiş olduğundan Bölge Adliye Mahkemesinin kararı niteliğine göre nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi mümkün olmayıp bu nedenle de maktu harç alınmalıdır.
Aksi düşüncenin kabulü T.C. Anayasası'nın 73/3 maddesindeki "Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağına" ilişkin temel hükme de aykırılık teşkil edecektir ki vergi ve harç yükümlülüğü konusunda kıyas veya yorum yoluyla yükümlülük getirilmesi mümkün değildir.
Somut uyuşmazlıkta, nisbi değere tabi bulunan davada, davanın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhinde davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine ve nisbi karar ve ilam harcının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekilince temizi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 19.11.2018 tarihli muhtırası ile nisbi temyiz peşin harcının yatırılması için bir haftalık kesin süre verilmiş, davalılar vekilince aynı gün temyiz harcı maktu olarak yatırılmış, Bölge Adliye Mahkemesinin 10.12.2018 tarihli ek kararı ile temyiz talebinin yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Gerekçesi açıklandığı üzere, nisbi değere tabi bulunan davada davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi durumunda Bölge Adliye Mahkemesince hükmedilecek harç, maktudur. Bu kararın temyizi halinde ödenecek temyiz peşin harcı da maktudur. Bölge Adliye Mahkemesince yasal dayanaktan yoksun nisbi harca hükmedilmesi nedeniyle davalı tarafın temyiz kanun yolunu kapatacak şekilde temyiz peşin harcının da nisbi olarak istenmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Davalılar muhtıra tebliği üzerine yasal sürede maktu temyiz peşin harcını yatırdıklarından Bölge Adliye Mahkemesinin 10.12.2018 tarihli ek kararı yasal dayanaktan yoksundur.
Bu halde davalılar vekilinin ek karar yönelik temyiz isteminin kabulü ile ek kararın kaldırılarak 18.10.2018 tarihli Bölge Adliye Mahkemesi kararının incelenmesi gerekirken yazılı şekilde ek kararın onanmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.
Full & Egal Universal Law Academy