MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 03.05.2018 tarih ve 2017/189 E- 2018/219 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi'nce verilen 18.02.2019 tarih ve 2018/828 E- 2019/171 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının davalıdan satın alacağı demir karşılığı 24.999,80 USD havale ettiğini, davalının malı teslim etmediğini ve avans ödemesini de iade etmediğini, ödenen bedelin istirdadı için davalı hakkında başlatılan takibe haksız itiraz edildiğini belirterek davalıya ödenen 24.999,80 USD’nin dava tarihinde ki değeri olan 88.000.-TL'nin 3.12.2015 tarihinden itibaren ticari faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının siparişi üzerine üretilen malları teslim aldığını ancak en son özel üretilen çelik malzemelerin zamanında teslim alınmadığını, davacıyla yapılan 24.02.2015 tarihli tutanak ve e-mail yazışmalarında da teslim alınmama halinde davalı uhdesinde olan 25.000 USD nin tazminat olarak irat kaydedileceğinin bildirildiğini, bu bedele ilişkin fatura düzenlenip davacıya gönderildiği halde itiraz edilmediğini, davacının icra takip talebindeki alacak istemiyle bağlı olduğunu farklı bir tutarla dava açılamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda, davalının, davacı ile olan ticari ilişkiyi ve mal bedellerini aldığı kabul edilmesine rağmen malların hazır edildiği halde davacı tarafın malları teslim almadığı savunması karşısında ispat yükünün yer değiştireceği ve davalı tarafın, teslimin alıcı (davacı) kusurundan dolayı gerçekleşmediğini yazılı belge ile kanıtlaması gerektiği ayrıca davalı tarafın davacı malları teslim almamış ise tevdii mahalli yoluna gidebilecekken bu yola da başvurmadığı, taraflar arasında paranın irat olarak kaydedileceğine dair bir anlaşmada bulunmadığı gerekçesiyle 88.000.-TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge adliye mahkemesince, davacının, davalıya avans olarak 25.000,00.USD ödeme yaptığı ve dava konusu malların davacı tarafa teslim edilmediği gibi davalının söz konusu avansı davacıya iade etmediği, sipariş edilen malların hazır edildiğinin ve davacının temerrütü nedeniyle davalının zarara uğradığının da davalı tarafından ispat edilemediği, davanın alacak davası olduğu, davacının alacağını dava tarihinde geçerli kur üzerinden Türk Parasına çevirerek TL olarak talepte bulunduğu, avans olarak ödenen paranın iadesine ilişkin, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4.508,46 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 17.03.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy