MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 22. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 03.05.2017 tarih ve 2015/1696 E- 2017/340 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nce verilen 29.04.2019 tarih ve 2017/2207 E- 2019/730 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirket ile şahsi olarak bir ilişkisi bulunmayan davacının ortağı olduğu dava dışı şirketin, davalı şirket ile ticari ilişkisi kapsamda davalıya teminat amaçlı iki adet senet verdiğini, davacının bu sentlerdeb dolayı borcu bulunmadığını, davalı şirketin kendi tuttuğu cari hesaplarda ve ticari kayıtlarında da bu senetlere dair hiçbir kaydın olmadığının görüleceğini belirterek 03/09/2015 keşide tarihli 31/12/2015 vade tarihli 90.000 TL ve yine 03/09/2015 keşide tarihli 31/01/2016 vade tarihli 100.000 TL bedelli senetler için davalı şirkete karşı borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu bonoların teminat amaçlı olmadığını, kayıtsız şartsız muayyen bir bedeli ödeme vaadini içeren bu bonoların, üzerindeki nakten kaydından da anlaşılacağı üzere, taraflar arasındaki mal alış verişlerinden bağımsız davacıya nakit olarak verilen paranın karşılığı olduğunu, kıymetli evrak niteliğindeki bononun doğumuna sebep olan ilişkiden bağımsız ve soyut olduğundan davacının iddiasını ispat etmesi gerektiğini savunarak davanın reddi ile davacı aleyhine kötüniyet tazminatı istemiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda, davacının, dava konusu senetlerin teminat senedi olduğu iddiasını usulüne uygun yazılı delille kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine ayrıca İcra İflas Kanunu'nun 72/4. maddesi uyarınca dava konusu miktarın %20'si oranında tazminatın davacıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge adliye mahkemesince, davacı tarafından imzalanan bonoların teminat için düzenlendiği teminat fonksiyonun kalmadığı iddiasının yazılı delille ispat edilmesi gerektiği gibi dava konusu senet üzerinde nakden kaydının davacı yanca talil edildiği, nakden kaydına göre de davacının senetlerin ödendiğine ya da bedelsiz kaldığına dair yazılı delil sunmadığı, yemin deliline de dayanmadığı anlaşılmakla senetlerden dolayı borçlu olmadığını ispatlayamadığından ilk derece mahkemesinin davanın reddine ilişkin kararında bir isabetsizlik görülmediği, menfi tespit davasının reddine karar veren mahkemenin, borçluyu tazminata mahkum edebilmesi için, alacaklının borçluya karşı bir icra takibi yapmış olması ve borçlunun bu icra takibinin durdurulması veya icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı almış ve bu ihtiyati tedbir kararının uygulanmış (infaz edilmiş) olması gerektiği,
Ancak işbu davada verilen tedbir kararının teminat yatırılmadığından infaz edilmediği ve ihtiyati tedbir nedeniyle alacaklının alacağına geç kavuşmasının söz konusu olmadığı gerekçesiyle davacının esasa yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine kötüniyet tazminatına ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin bu yöndeki kararının HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi gereğince düzeltilerek esas hakkında davanın reddine ve davalının kötüniyet talebinin reddine dair karar verilmiştir.
Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,21.04.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy