MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 04.04.2018 tarih ve 2017/358 E. - 2018/286 K. sayılı kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan kabulüne dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 02.07.2019 tarih ve 2018/1792 E. - 2019/1399 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalı tarafından davacılar aleyhine her biri 12.500,00 TL tutarlı dört adet bono ile toplam 50.000,00 TL asıl alacak bedelli kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatıldığını, davalı çalışanı ...'a un siparişi vermek amacı ile teminat olarak verilen bonoların sanki davacıların davalı şirkete borcu varmış gibi haksız ve hukuka aykırı işlem yapıldığını, taraflar arasında 5-6 yıldır devam eden ticari ilişkinin bulunduğunu, davacılar tarafından vadeli çalışılan dönemde, davalı tarafa verilen tüm senet bedellerinin ödendiğini ve siparişlere ilişkin faturaların da davalı tarafça gönderildiğini, davalı firma yetkilileri ile yapılan görüşmede çalışanları ...'a senetleri elden un siparişine karşılık teminat olarak teslim ettiklerini, davalıdan 300 çuval un alacakları bulunduğunu, ileri sürerek takip konusu bonolar nedeniyle davacıların borçlu olmadığını tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davayı kabul etmediklerini, icra takibine konu senetlerin davacı tarafından verildiği ve imzalarının davacılara ait olduğu konusunda bir ihtilafın olmadığını, davacı tarafça bonoların verilmesine karşın taraflarına un verilmediği ve bu sebeple borçları olmadığının tespitinin istendiğini, ancak bonoların üzerinde bulunan “malen” kaydının zaten malların tespit edildiğine delil teşkil edeceğini, bonoların bağımsız borç ikrarını içeren senetler olması dolayısıyla ve üzerlerinde “malen” seçimlik şartının varlığı nedeniyle bu kayıtların aksinin savunulmasının senedin talili anlamına geleceğini, böyle bir durumda kanıt yükümlülüğünün yer değiştireceğini, davacı tarafın ... ve davalı şirketle davalık olan diğer fırın işletmelerinden bahsetmesinin anlamlandırılamadığını, davalı şirket ile ... arasında ceza dosyası devam ettiğini, haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonunda, dava konusu somut olayda her ne kadar davacı tarafından takibe konu bonoların taraflar arasındaki süre gelen cari hesap ilişkisi nedeniyle teminat olarak davalı tarafa verildiği gerekçesiyle menfi tespit isteminde bulunulmuş ise de; bonoların bedelsiz olduğu hususunun 6100 sayılı HMK 201.maddesi gereğince senetle ispat edilemediği, yemin deliline de dayanılmadığı gerekçesiyle davacının ispatlanamayan davasının reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce yapılan yargılama sonunda, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında bilirkişi raporu alınmadığı, bono örneklerinin dosya içerisinde olmadığı anlaşıldığından istinaf incelemesinin duruşmalı olarak yapıldığı, dava konusu bono örneklerinin incelenmesinde keşidecilerinin davacılar, lehtarın ise davalı olduğu, her birinin 12.500,00 TL bedelli olduğu, bonoların tamamında malen kaydının yer aldığı, icra takibinin yukarıda bahsi geçen bonolara dayalı olarak yapılması ve bonoların malen kaydını içermesi nedeniyle, özellikle davalı taraf defterlerinde tahsilat kaydının bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yapıldığı, alınan bilirkişi raporunda davalıya ait ticari defterlerde bonoya dayalı her hangi bir tahsilat kaydının bulunmadığının anlaşıldığı, davacılar tarafından davaya konu bonoların avans niteliğinde olduğunun ileri sürüldüğü, ancak bonolar üzerinde malen kaydının yer aldığı, bir başka anlatımla bonoların mal teslimi karşılığında düzenlendiği, bu durumun aksinin davacı tarafça yazılı delil ile kanıtlanamadığı, davalıya ait ticari defterlerde her hangi bir tahsilat açıklamasının yer almadığı, bilakis bonoların karşılığının olmaması sebebiyle iade kaydının düşüldüğü, ilk derece mahkemesince yapılan yargılamanın eksik olduğu ve istinaf incelemesi için duruşma açıldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacılar vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılardan alınmasına,01.06.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy