MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Çaycuma 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 27.09.2018 tarih ve 2018/164 E. - 2018/325 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacılar vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı aleyhine davalının başlattığı icra takiplerine ait borçların sonlandırılması amacıyla davacının kızı ve yetkili temsilcisi olan ... ile davalı vekilinin 08.06.2012 tarihli protokol imzaladıklarını, protokole göre icra dosyalarının toplam borcu olan toplam 55.836,00 TL bedeline karşılık gelmek üzere her biri 5.000,00 TL bedelli senetlerin ... tarafından davalıya verildiğini, protokol ile borcun yenilendiğini, protokol ile verilen senetlerden vadesi gelenler ödenmesine rağmen davalının icra dosyalarındaki hacizleri sürdürerek mükerrer tahsilat yapmaya çalıştığını ileri sürerek, söz konusu icra dosyaları sebebiyle davalıya borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının kızı olan ...'ın dava konusu icra dosyalarındaki araç satışlarının bir süre ertelenmesi için borcun 55.806,00 TL'lik kısmına kendi şahsı adına garanti vermek istediğini belirtmesi üzerine taraflar arasında 08.06.2012 tarihli protokolün imzalandığını, buna göre davacının kızının bono vasfı taşımayan birtakım senetleri imzalayarak verdiğini, protokolün imzalanması sırasında ...'ın davacının yetkili temsilcisi olduğuna dair bir vekalet ibraz etmediğini, dolayısıyla protokolde de bu şekilde bir ibare bulunmadığını, protokolün icra dosyalarındaki borcun sonlanarak borcun yenilenmesi manasına gelemeyeceğini, davacının ödemeye dair sunduğu makbuzların ise protokol gereği verilen senetler yerine icra dosyasına yapılan ödemeler olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki uyuşmazlığın takip dosyalarının alacaklısı şirket vekili ile borçlusu hesabına hareket eden ... tarafından imzalanan 08/06/2012 tarihli protokolün Türk Borçlar Kanunu anlamında borcun yenilenmesi niteliğinde olup olmadığı noktasında toplandığı, borcun yenilenmesi hususunun Türk Borçlar Kanunu’nun 133.maddesinde düzenlendiğini, buna göre, yenilemenin mevcut bir borcun yeni bir borçla sona erdirilmesi konusunda tarafların anlaşmaları olduğu, bu durumda eski borcun sona ereceği ve yerini yeni borç alacağı, yeni borcun sebebinin eski borcun sona ermesi olduğunu, TBK'nın 133. maddesinde yenilemenin koşulları olarak mevcut bir borcun bulunması, onun yerine yeni bir borcun öngörülmesi ve tarafların bu konuda açıkça anlaşmış olmasının sayıldığı, imzalanan bonolarda davalının açıkça borcu yenileme iradesi bulunduğunun anlaşılamadığı gerekçesiyle davanın reddine reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacılar vekili temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davacılar vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, 16.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy