MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Besni 1. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 04/12/2018 tarih ve 2016/64-2018/302 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı banka ile davadışı şahıs arasında imzalanan kredi sözleşmesine davalının kefil olduğunu, kredi borcunun davacı tarafından kat edildiğini, buna ilişkin ihtarname gönderildiğini, ancak borcun ödenmediğini, bu nedenle davalıya karşı ilamsız takip başlatıldığını, ancak takibe itiraz edildiğini, itirazın haksız olduğunu belirterek itirazın iptaline, takibin devamına, %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, takibe yaptığı itirazı tekrar etmiş olup, davadışı ...'ın ek hesap için davacı bankaya müracaat ettiğini, ancak bu işlemden vazgeçilerek evrakların bankada bırakıldığını, bu evrakların daha sonra başka şahıslarca kullanıldığını, ...'ın bilgisi dışında para çekildiğini, dekontlardaki imzaların ...'a ait olmadığını, sözleşmenin boş matbu olarak imzalatıldığını, kredi limitinin 2.500.- TL olduğunu, takip tutarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve alınan bilirkişi raporuna göre, takibe dayanak kredi sözleşmesinin asıl borçlusunun davadışı ... olduğu, davalının ise asıl borçlunun veli/vasi sıfatını haiz olduğu, kredi sözleşmesine ilişkin ödeme makbuzundaki asıl borçlunun imzaları ile yakın tarihli imza örneklerinin bulunduğu kurumlardan gelen belge asılları ile duruşmada alınan imza örneklerinin karşılaştırıldığı ve krediye ilişkin bankanın ödeme dekontundaki imzanın davadışı asıl borçlunun eli ürünü olmadığının tespit edildiği, söz konusu kredi borcundan dolayı borçlunun ve kefilin sorumlu olabilmesi için kredi bedelinin borçluya ödendiğinin davacı banka tarafından ispat edilmesinin gerektiği, bu hususta ödemenin borçluya yapılmadığının imza incelemesi ile tespit edilmesi üzerine davanın ispatlanamadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 24/05/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy