MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ceyhan 3. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 10.10.2019 tarih ve 2019/3-2019/278 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı ile davalı arasındaki sözleşme gereği davacının davalı şirketten 10.06.2013, 09.07.2013 ve 15.07.2013 tarihlerinde 3 ayrı parça halinde her biri 50 adet olmak üzere toplam 150 adet vatka makara satın aldığını, teslim edilen ilk iki partideki makaraların makinelerde kullanılmaya başlandığını, ilk iki parti makaranın 23.08.2013 tarihinde ayıplı olduğuna ilişkin tespitin davacı tarafından yapıldığını ve bu durumun şifahi olarak davalı şirkete bildirildiğini ve 02.09.2013 tarihli ihtarnamenin keşide edildiğini, makaralardaki ayıbın gizli ayıplı olduğunu ileri sürerek davalıdan satın alınan 100 adet makaranın ayıplı olması nedeniyle davacının sözleşmeden dönme, malların iadesi taleplerinin kabulüne, bu taleplerinin kabul edilmediği takdirde bilirkişi incelemesi sonucunda tespit edilecek değer üzerinden bedelde indirim yapılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu vatka makaraların ayıplı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacının davalıdan 3 ayrı parça halinde toplam 150 adet vatka makarası satın aldığını, davacı tarafından davalıya gönderilen ihtarnamede, ilk iki partinin makinelere takılarak kullanılmaya başlandığı, son partinin 15.07.2013 tarihinde geldiği ve gelen makaraların ayıplı olduğu görülerek 19.07.2013 tarihli iade faturasının tanzim edildiği, ayıba ilişkin ihtarnamenin 02.09.2013 tarihinde düzenlendiği, ilk iki parti malın ayıplı olduğunun 23.08.2013 tarihinde, son partinin ayıplı olduğunun 15.07.2013 tarihinde davacı tarafından tespit edildiği, makaralardaki ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğu, gizli ayıbın varlığı halinde TTK'nın 23. maddesi yollaması gereğince TBK’nın 223. maddesinin uygulanması ve davacının ayıbı öğrendiği tarihte durumu derhal satıcıya bildirmesi gerektiği, davaya konu olayda davalıya bu ayıpların derhal bildirilmesi gerekirken 02/09/2013 tarihli ihtarname ile bildirildiği, davacının ihtarnamede bahsettiği şifahi olarak yapılan bildirmenin davacı tarafından ne zaman ve ne şekilde yapıldığının ispatlanamadığı, anılan bildirmenin usulüne uygun olarak yapıldığının söylenemeyeceği, davacının ayıp ihbarını süresinde yapmadığı ve bu nedenle TBK’nın 227. maddesinde sayılan seçimlik haklardan yararlanmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 05.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy