MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 19.11.2019 tarih ve 2019/424 E. - 2019/533 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, genel kredi sözleşmesine dayanarak davalı bankanın davacı aleyhine icra takibine başlattığını, davacının davalı bankadan kredi kullanmadığını, sözleşmedeki imzanın davacıya ait olmadığını, banka çalışanı ...’in sahte belgelerle söz konusu krediyi kendisinin kullandığını ileri sürerek, davacının borçlu olmadığının tespitini ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, banka personeli hakkında kesinleşmemiş soruşturma ve kovuşturmaların bulunduğunu, bu iddia ile açılan menfi tespit davasının yerinde olmadığını, sahtecilik suçunu işleyenlerin tespiti için ceza yargılamasının sonucunun beklenmesinin gerektiğini belirterek, davanın reddini ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; davalının davacı aleyhine başlattığı icra takibine dayanak teşkil eden genel kredi sözleşmesi altındaki imzanın davacıya ait olmadığının sabit olduğu, taraflar arasında kredi sözleşmesi bulunmasa da davacıya bir ödeme yapılmış ise bu durumda kredinin kullandırılmış sayılacağı ve davalı bankanın ancak sözleşmeden doğan hakları isteyebileceği, bu durumda davalı bankanın kredinin kullandırıldığına ilişkin sunduğu ödeme dekontunun aslının verilen kesin süre içerisinde davalı tarafından ibraz edilemediği, 25.04.2017 tarihli yazı ile de dekont aslının bulunamadığının bildirildiği, buna göre davalının davacıya icra takibine konu kredinin kullandırıldığını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın ve kötüniyet tazminatı isteminin kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2.111,08 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 05.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy