MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ11. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 06.04.2018 tarih ve 2017/473 E. - 2018/289 K. sayılı kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 01.04.2019 tarih ve 2018/1459 E. - 2019/674 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalı şirketin araç kiralama işi ile uğraştığını, davacıların davalıdan ayrı ayrı tarihlerde üç kez araç kiraladıklarını, kira bedellerini ödediklerini, araç kiralama sözleşmesi imzalandığı sırada sözleşmenin alt kısmının tırtıklı olduğunu, bu kısmının sonradan bono haline getirilmek suretiyle icra takibine konu edildiğini, davacıların davalıya borçlarının bulunmadığını ileri sürerek Antalya 16. İcra Müdürlüğünün 2017/9887 Esas sayılı dosyası nedeniyle davacıların davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacılar ile davalı şirket yetkilisi arasında davacı şirketin ekonomik sıkıntı içerisinde olması nedeniyle şirketin toparlanabilmesi ve büyümesi ve büyüme ile beraber bir ortaklık kurulabilmesi için davacı şirketin desteklenmesi kararı alındığını, bu anlaşmaya dayalı olarak davalı şirket tarafından davacı şirkete çeşitli tarihlerde ödemeler yapıldığını, davalı şirkete ait çeklerin verildiğini, hatta davacı şirket yetkilisi ...'in kendisine de çekler verdiğini, bu ödemelerin karşılığı olarak da davacıların takibe ve davaya konu senedi verdiklerini, davacı iddialarının doğru olmadığını, icra dosyasındaki 12.08.2017 tarihli hacizde borcu kabul ettiklerini, davalı şirketin rent a car işi ile uğraşmadığını, inşaat alanında faaliyet gösterdiğini, davacıların davalı şirketten değil, davalı şirket yetkilisi Hüseyin Yüce'nin eşi olan Sevda Yüce'ye ait Rent a car şirketinden araç kiraladıklarını ve bunun sadece bir defaya mahsus olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, 6100 sayılı HMK'nun 200. maddesi uyarınca senede karşı senetle ispatın zorunlu olduğu, aynı kanunun 201. maddesi uyarınca da senede karşı tanıkla ispatın mümkün olmadığı, davalının senedin taraflar arasındaki araç kiralama sözleşmesi nedeniyle teminat olarak verildiği iddiasını ancak yazılı belge ile ispatlanması gerektiği, davacı tarafından senedin taraflar arasındaki sözleşmenin teminatı olarak verildiğine ilişkin açıkça senede atıf yapan herhangi bir yazılı belge sunulmadığı, sadece Antalya C.Başsavcılığının 2016/32205 Soruşturma sayılı dosyasında davalı hakkında tefecilik suçundan soruşturma yürütüldüğü ve dava açıldığının beyan edildiği, ayrıca Antalya 3. İcra Ceza Mahkemesi tarafından davacının taahhüdü ihlal suçundan mahkumiyetine ilişkin olarak verilen kararın da itiraz üzerine beraat olarak düzeltildiği belirtilmiş ise de, senedin teminat olarak verildiği ve bedelsiz olduğuna ilişkin yazılı delil ibraz edilmediği, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacılar vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, uyuşmazlık konusu bonoda; davacı şirket keşideci, diğer davacılar kefil, davalı şirket lehtar durumunda olup, bononun "nakden" kaydı ile düzenlendiği, 6102 sayılı TTK'nın 778. maddesinin (f) fıkrası uyarınca bonolarda da uygulanması gereken 680. maddesi gereğince açığa senet düzenlenmesinin mümkün olduğu, bu senedin sonradan anlaşmaya aykırı şekilde doldurulduğu veya teminat olarak düzenlendiği iddiasının 6100 sayılı Yasa'nın 200. maddesi uyarınca yazılı delil ile kanıtlanması gerektiği, davacının bu hususta yazılı bir delil bildirmediği, lehtar davalı, takip konusu bononun davacı şirket ile şirketin ekonomik olarak sıkıntı içerisinde bulunması nedeniyle taraflar arasında davacı şirket ortaklığı konusundaki anlaşma nedeniyle davacı şirkete ve şirket temsilcisi ...'e yapılan ödemeler ve verilen çekler nedeniyle düzenlendiğini savunduğundan, davacıların imzalarını inkar etmedikleri bononun sonradan anlaşmaya aykırı olarak düzenlendiği iddialarının yazılı delil ile ispatlamaları gerektiği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekilleri temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacılar vekillerinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacı ...'ten alınmasına, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılar ... ve EMD Mobilya'dan alınmasına, 19/04/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy