MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 29.12.2017 tarih ve 2013/29 E. - 2017/1098 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine-kısmen kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nce verilen 16.05.2019 tarih ve 2018/1016 E. - 2019/729 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesinin duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 15.03.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında imzalanmış fason imalat anlaşması olduğunu, davalının ticari ilişki süresince sözleşmeye ve ticari teamüllere aykırı olarak davacının bilgisi ve onayı olmadan hizmet bedeli, reklam bedeli, mağaza açılış bedeli, ciro prim bedeli, lojistik bedeli, zarar bütçesi bedeli, fiyat farkı bedeli gibi çeşitli adlar altında faturalar keşide ederek davacıya gönderdiğini, bu faturaların kabul edilmeyerek süresinde davalıya iade edildiğini, daha sonra davacının davalıya keşide ettiği 26.10.2009 tarihli ihtarname ile hesabı kat ettiğini ve bakiye borç miktarının davalı şirkete bildirdiğini, aynı ihtarnamede bahsi geçen cinsten olan faturaların hiçbir şekilde kabul edilmeyeceğinin davalı şirkete son kez ihtar edildiğini, akabinde tarafların 15.03.2010 tarihinde bir protokol imzaladıklarını, davacının protokole uygun olarak bir kısım faturaları ticari defterlerine işlediğini, davalı şirketin mal alımını durdurup davacı ile çalışmaya son vermesi nedeniyle cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili için davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının icra takibindeki 8.687,35 TL haricindeki alacağa itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalı tarafından düzenlenen faturaların taraflar arasındaki fason imalat sözleşmesininden ve eki niteliğinde bulunan üretici servis bilgi formu, kalite anlaşması ve fiyat formundan kaynaklandığını, sözleşmeye uygun düzenlenen faturaları davacının ticari defterlerine işlemediğini, ancak 15.03.2010 tarihli protokolle faturaların sözleşmeye ve ticari teamüllere uygun olduğunu kabul ettiğini, davalının davacıya borcunun bulunmadığını savunarak, davanın reddine ve kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada, taraflar arasındaki 15.03.2010 tarihli protokole göre davalının protokol tarihinden itibaren hizmet bedeli, reklam bedeli, lojistik, mağaza açılış bedeli adı altında fatura düzenlemeyeceğinin, düzenlenmiş olanların belirli kriterler doğrultusunda davacı defterine kaydedeceğinin kararlaştırıldığı, buna göre davacının hesaba kaydetmesi gereken faturaların tespit edilip davacı alacağından mahsubu neticesinde tespit edilen miktar yönünden davalının davacıya borçlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, itirazın kabul edilen kısım yönünden iptaline, icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm taraf vekilleri tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, davacının cari hesap alacağının yargılama sırasındaki taleple bağlı kalınarak 267.397,31 TL olduğu, protokol tarihinden sonra davalı tarafından davacıya “Açılış ürünleri, ambalaj, nakliye, ekstra, reklam, kalite cezası, indirimler, fatura farkı vb.” adlar altında toplam 180.619,92 TL tutarında 127 adet faturanın davacı tarafça kabul edilmesini gerektirecek yazılı delil ibraz edilemediği, bu faturaların cari hesapta dikkate alınamayacağı , protokolde belirtilen faturalardan 255.115,41 TL tutarındaki kısmının davacı tarafça kabul edilerek ticari defterlerine işlenmesi gerekirken bunların bir kısmının işlenmediği, davalının takipte itiraz etmeyerek ödediği tutarın davacı alacağından mahsubunun yerinde olmadığı, davalının temerrüde düşürülmemesi nedeniyle işlemiş faiz isteminin reddinin yerinde olduğu, dava konusu alacağın likit olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine, davacı vekilinin istinaf isteminin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, itirazın kabul edilen kısım yönünden iptaline, icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 13.699,43 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 18.03.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy