MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27.03.2019 tarih ve 2014/462- 2019/371 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı ... vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 22.03.2021 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalılardan ... vekili Av. ... ile davalılardan ... vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davaya konu bononun davalılardan ... tarafından davacıya silah zoru ile imzalatılan 8 adet senetten biri olduğunu, davacının davalı ...'yi davacının annesinin avukatlığını yapmasından tanıdığını, diğer davalıları tanımadığını, senette lehtar gözüken davalı...'nin davalı ... yanında çalışan işçisi olduğunu, diğer davalı ...'ın ise davalı ...'nin eşinin akrabası olduğunu, iyiniyetli 3. kişi savunmasından yararlanmak için senedin ciro yolu ile davalı ...'a verildiğini, davalıların birlikte hareket ettiğini ve davalı ...'ın kötü niyetli olduğunu, davacının davalılar ile ticari bir alış verişi ya da ilişkisi bulunmadığını, Cumhuriyet Savcılığına yaptıkları şikayet üzerine başlatılan soruşturmanın devam ettiğini ileri sürerek davacının davalılara borçlu olmadığının tespiti ile davaya konu senedin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, davalı ...'nin senette sıfatı bulunmadığından menfi tespit davasında bu davalıya husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalılar... ve ... vekili, davalı ...'ın iyiniyetli 3. kişi olduğunu, dava dilekçesindeki kişiler ile olayın tamamen hayal ürünü olduğunu, iddialarına yönelik sağlam ve inandırıcı delillerin bulunmadığını, davacının iddialarını yazılı delille kanıtlanması gerektiğini, tanık dinletmesine muvafakat etmediklerini bildirerek davanın reddi ile %40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu senet üzerinde sıfatı bulunmayan davalı ... hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı...'nin 12.02.2013 tarihli dilekçesinde ve 29.03.2010 tarihli ifadesinde; davacı ile davalı ...'ı tanımadığını, davalı ...'nin yanında çay ve temizlik işlerinde çalıştığını, geçimini zor sağlayan bir kişi olduğunu, o tarihlerde davalı ...'nin senedin arkasına imza attırdığını, kimseyle alacaklı borçlu ilişkisinin olmadığını beyan ettiği, davalı...'nin bu beyanının ikrar niteliğinde olduğu, davalı...'nin gerek davacı ile gerekse davacının annesi ile hukuki ilişki içinde bulunduğuna dair ya da dava konusu alacağın varlığına dair hiç bir delil ve belge sunulmadığından davanın davalı... yönünden ispat edildiği kanaatine varıldığı, davalı ...'ın ceza dosyasındaki ifadesinde davaya konu senedin davacının annesinin arsa işinde emlak komisyonculuğu karşılık kendisine verildiğini bildirdiği, bu beyanın gerçek olmadığının senet metni ile belli olduğu, zira davalı ...'ın senedi ciro yoluyla...'den aldığı, bu nedenle davalının bu beyanının tevilli ikrar niteliğinde olduğu, ceza mahkemesinde delil yetersizliğinden verilen beraat kararının hukuk hakimi yönünden bağlayıcılığı bulunmadığı, dava konusu bononun davalı ... tarafından davacıya hukuka aykırı yolla ve zor ve tehditle imzalattırılmasından sonra davalı ... tarafından yanında çalıştırdığı işçi davalı... alacaklı gibi gösterilerek lehtar olarak senede adının yazıldığı ve olası menfi tespit davasının sonuçsuz bırakmak açısından iyiniyetli hamil olarak gösterilmek istenen yakını ...'a ciro ettirilerek takibe konu ettirildiği konusunda tam bir vicdani kanaat oluştuğu gerekçesiyle davanın davalı... ile davalı ... yönünden kabulü ile davacının davaya konu bono nedeniyle bu davalılara borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
Karar, davalılardan ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı ... vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı ... vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 38.073,18 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı ...'dan alınmasına, 24/03/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy