MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 08.11.2018 tarih ve 2018/14 E. - 2018/725 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine-kabulüne dair Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nce verilen 11.09.2019 tarih ve 2019/420 E. - 2019/692 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 12.04.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının, davalıdan 24/09/2013 tarihinde satın aldığı araç hakkında Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2015/95 Esas sayılı dosyasından tedbir konulduğunun öğrenildiğini, aracı satmak isteyen davacının konulan tedbir nedeniyle aracını satamadığını,araçtaki hukuki ayıp nedeniyle mağdur olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 150.000.- TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının talebinin TBK 231. madde uyarınca zamanaşımına uğradığını, davalının satım tarihi itibariyle bilmediği bir durumdan dolayı kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda,davaya konu araçta hukuki nitelikte ayıp olduğu, davalı satıcının ayıba karşı tekeffül hükümleri gereğince bu ayıptan sorumlu olduğu ve davacının bu hukuki ayıp nedeniyle sözleşmenin feshi ve alış bedelini talep etme hakkı bulunduğu gerekçesiyle taraflar arasında imzalanan 24/09/2013 tarihli araç satış sözleşmesinin iptaline, araç satış bedeli olan 150.000,00 TL'nin davaya konu aracın davalıya iadesi zamanında davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekilleri istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacının 2013 yılında davalıdan satın aldığı aracına Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 23/06/2015 tarihli kararıyla ihtiyati tedbir kararı konulduğu, bunun hukuki ayıp mahiyetinde olduğu bu nedenle davacının ayıba karşı tekeffül hükümleri uyarınca TBK’nın 227. maddesi uyarınca sözleşmeyi feshederek davalıya verdiği bedeli talep edebileceği, ayıbın niteliği göz önünde bulundurulduğunda TBK’nın 231/son maddesi uyarınca davalı ağır kusurlu olduğundan davalının zamanaşımına yönelik istinaf talebinin yerinde olmadığı, ilk derece mahkemesince Asliye Hukuk Mahkemesinin verdiği görevsizlik kararı nedeniyle davalı lehine vekalet ücretine hükmetmemesinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine,
Davacının dava dilekçesinde faiz talebinde bulunduğu, mahkemece bu konuda olumlu veya olumsuz bir karar verilmediği, TBK’nın edimlerin birlikte ifası kuralı gereği davacının araç teslim tarihinden itibaren faiz talep edebileceği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin kaldırılarak davanın kabulü ile davaya konu aracın davalıya iade edildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 7.684,88 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 14/04/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy