(6100 S. K. m. 353, 370, 371, 372)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada Osmancık Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 21.02.2019 tarih ve 2015/1062 E. - 2019/138 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nce verilen 15.10.2019 tarih ve 2019/1160 E. - 2019/1320 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 19.04.2021 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalılar vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalılarla 21.10.2011 tarihinde akdedilen protokol gereği borç verilen 410.000 USD'ye karşılık toplam 725.000.- TL'lik senet alındığını ancak verilen borç miktarından takibe konu edilen ve bedelleri tahsil edilemeyen senet bedellerinin mahsubu sonucu kalan bakiye alacağın tahsil edilemediğini belirterek 361.500.- TL alacağın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 21.10.2011 tarihli protokol altındaki imzanın davalı şirket yetkilisi olan diğer davalı ...’a ait olmadığını, davacının dahi imzasının olmadığı protokolü kabul etmediklerini, protokolü kabul etmemekle birlikte talep edilen alacağın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, davacının alacağının dayanağı olan 21/10/2011 tarihli protokoldeki imzanın Adli Tıp Kurumundan alınan raporla davalı ...'ın eli ürünü olmadığı, yeniden inceleme talep edilen ATK Genel Kurulunun raporunda da istem doğrultusunda evvelce alınan daire raporu ile çelişen rapor bulunmadığından genişletilmiş uzmanlar kurulunca değerlendirme yapılamadığı, dava konusu senet ve protokoldeki imzanın davalıya ait olmadığı anlaşıldığından davacı davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, benimsenen ve denetime elverişli Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nin 10/10/2017 tarihli raporunda geçtiği üzere davaya dayanak 21/10/2011 tarihli belge altındaki imzanın ... eli ürünü olmadığının bildirildiği, ayrıca taraflar arasındaki Adli soruşturma kapsamında alınan 26/02/2016 tarihli uzmanlık raporunda da 21/10/2011 tarihli protokoldeki imzanın ...'a ait olmadığının belirtildiği ve davalı ...’ın 04/11/2015 tarihli ifadesinde protokoldeki imzaların kendisine ait olmadığına dair beyanı karşısında mahkemece verilen kararın dosya içerisinde mevcut deliller kapsamında usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.050,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 21/04/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)