(6100 S. K. m. 370)
Taraflar arasında görülen davada Bolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 26.09.2019 tarih ve 2017/358-2019/1084 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 19.04.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı tarafından davacı aleyhine icra takibi başlatıldığını, usulsüz tebligat neticesinde takibin kesinleştiğini, şeklen kesinleşen takip borcunu borçlu olmalarına rağmen ticari itibarlarını da düşünerek ödediklerini, davacı ve davalı şirket arasında 25.02.2013 ve 19.03.2013 tarihli sipariş föyleri karşılıklı mutabakatla imzalandığını, bu sözleşmelere göre malların zamanında teslim edilmediğini, ve aynı zamanda geç teslim edilen malların hatalı olarak teslim edildiğini, bu kumaşların kullanılması neticesinde davacının müşterisi olan K&L Ruppert Sitiftung&Co isimli firmanın davacıya 25.03.2013 tarihli reklamasyon faturası ile 13.478,40 Euro miktarlı faturayı tanzim ettiğini, sözleşmenin 4 ve 5 maddelerince davalının davacıya verdiği zararlardan dolayı 11.06.2013 tarih ve ...nolu fatura ile davalıya yansıtılan reklamasyon faturasının hiçbir hukuki sebebe dayanmadan iade edildiği ve İstanbul 29 Noterliği 19.07.2013 tarih 14485 yevmiye nolu ihtarname ile davalıya 40.076,19 TL alacaklı olduklarının ihtar edildiğini, davalının borçlu konumunda olmasına rağmen icra tehditi altında ödedikleri 69.350,00 TL'nin istirdatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili, 20.11.2018 tarihli dilekçe ile tam ıslah talebinde bulunmuş, reklamasyon faturasının davalıya yansıtılacağının sözleşme ile belirlendiğini, cezai şart olduğunu, dosyada bulunan laboratuar sonucuna göre kumaşların ayıplı olduğunu, geç teslimin olduğunu, cezai şartın şartlarının gerçekleştiğini belirterek reklamasyon faturası bedeli olan 15.904,50 Euronun tahsil tarihindeki kur üzerinden, ihtarname tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının istirdat talebinin reddinin gerektiğini, davaya konu malların geç teslim edildiğinden bahisle zarar edildiği iddiasının gerçekten uzak ve kötü niyet içerdiğini, davacının davalıdan aldığı mallarda gerekli işlemleri yaptığını ve sattığını, zarar etmediği gibi kâr ettiğini, davacının geç teslim edilen mallarla ilgili zarar iddiasını kanıtlamasının gerektiğini, davacının sattığı hiç bir malda açık veya gizli bir ayıpta bulunmadığını, davacının süresinde resmi şekilde ayıp ihbarında bulunmadığını, davacının ayıp ihbarını davacının gönderdiği malı kesmeden yapmasının gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davacının, davalıdan satın aldığı ve ayıplı olduğunu ileri sürdüğü kumaşları kendisi tarafından kabul edildikten sonra gerekli incelemeyi yapmadan yurt dışındaki müşterisine ihraç ettiği, ayıbın yurt dışında belirlenmiş olduğu, davacının bu şekilde sadece reklamasyon faturası ile ayıba dayalı olarak bir alacak ileri sürmesinin mümkün olmadığı, süresi içinde yapılan ayıp ihbarının bulunmadığı, ürünlerin yurt dışına sevk edilmesi nedeniyle de bilirkişi incelemesi yapılmasının mümkün olmadığı davacının iddiasını ispatlayamadığı, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 22.04.2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)