MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 04.10.2018 tarih ve 2015/943 E. - 2018/1007 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nce verilen 26.09.2019 tarih ve 2018/2318 E. - 2019/1191 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 26.04.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasındaki ticari ilişki gereği fatura edilen malların bedellerinin ödenmediğini, bakiye cari hesap alacağı için başlatılan takibe davalının haksız itiraz ettiğini belirterek itirazın iptali ile davalı aleyhine %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının fatura konusu malları teslim etmediğini, davalı ve davacı şirket ortaklarının arasında akrabalık bağı olduğunu, teslim edilmeyen mallara ilişkin bedelin istenemeyeceğini savunarak davanın reddi ile davacı aleyhine kötüniyet tazminatı istemiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı ile davalı arasında, davacının mal satışına ve davalı adına borç ödenmesine dayalı bir ticari ilişkinin olduğu, davalının, davacı tarafından düzenlenen faturaları BA (Bilanço Alış) bildirimlerinde bildirdiği, davalı tarafça söz konusu faturaların defterlerine işlendiğinin kabul edildiği, dolayısıyla fatura içeriğindeki malların davacı tarafından davalıya teslim edildiğinin kabulü gerektiği, bunun dışında davacı tarafından sunulan mutabakat belgeleri uyarınca davalı şirket yetkilisinin isticvabına karar verilmesine ve isticvap davetiyesinin tebliğ edilmesine rağmen duruşmaya gelerek beyanda bulunmadığından mutabakat belgeleri ile de borcun varlığının sabit hale geldiği, davacının fatura karşılığı mal satışı dışında, davalı firmaya ait bir kısım borcu da ödemiş olup, davacının dava konusu alacağını teşkil eden davalı yana tanzim etmiş olduğu faturaları yasal ticari defterlerine usulüne uygun olarak kaydettiği, davacının yasal ticari defterlerine göre, takip tarihi ve dava tarihi itibariyle davalıdan 410.780,24 TL cari hesap alacağının olduğu, davalının inceleme gün ve saatinde yasal ticari defter ve belgelerini incelemeye hazır etmediği için davalıya ait ticari defter ve belgeler üzerinde inceleme yapılamadığı, davalıya teslim olgusunun ve davalı şirket adına kredi kartı ile yapılan ödemelerin ihtilafsız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge adliye mahkemesince,takibe konu alacağın dayanağı oluşturan faturaların davacı defterlerinde ve aynı zamanda davalının BA formlarında kayıtlı olduğunun tespit edildiği, bunun dışında, davalının dava dışı firmadan yapmış olduğu alımların bedellerinin davacı şirketin kredi kartıyla ödendiği, bu alacağın da dayanakları ile belgelendiği, davalının bu faturalardaki muvaaza iddiasına karşılık vergi makamlarınca usulsüzlük tespitine ilişkin bir tespit yada bulgunun olmadığı, davacının dava dışı firmadan mal alamadığından davalı adına alınan malların davacıya teslim edildiğine yönelik davalı iddiasının yazılı delillerle ispat edilemediğinden davacının davalı adına yapmış olduğu ödemeleri davalının cari hesabında borç olarak kaydetmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, taraflar arasında ki mutabakat belgeleri üzerinde davalıya ait imza incelemesinin ya da şirket yetkilisinin isticvabının sonuca etkisi bulunmadığı gibi, davacı şirket yetkilisinin muvazaalı işlemlerde bulunduğu iddiasının başka bir davanın konusunu teşkil ettiği gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21.045,30 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 27.04.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy