(6100 S. K. m. 370)
Taraflar arasında görülen davada Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 20.04.2017 tarih ve 2013/50-2017/133 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekil, davacı kurum tarafından dahilde işleme izin belgesine sahip kişi ve kuruluşlara mamul madde ihracatı sonrası buğday satışları yapıldığını, davacı kurumdan buğday almış olan davalı Kayalar Un ve Gıda San. Tic. A.Ş. firması ile ilgili olarak Doğu Anadolu İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterliğinden alınan 05.02.2007 tarih 738 sayılı yazıda; şirketin 17.06.2005 tarih 2005/D1-2376 sayılı DİİB kapsamında gerçekleştirmiş olduğu ihracatlara ait gümrük beyannamelerinde eksiklik olduğunun tespit edildiği, davacı ile davalı şirket arasında imzalanmış olan 21.12.2005 tarihli sözleşme kapsamında teslim edilen toplam 608.376 kg buğdayın 24.240 kg'lık kısmının muafiyet kapsamından çıkartılarak müeyyide uygulanması gerektiğinin bildirildiğini, davacı idare ile davalı şirket arasında imzalanan 21.12.2005 tarihli 608.376 kg'lık ihracat sonrası peşin satış sözleşmesinin 13. maddesi hükümlerine göre 19.02.2007 tarihinde davalı şirkete tebligat yapıldığını, tebligata herhangi bir cevap verilmediğini, davalı şirket ile imzalanmış olan sözleşmenin 13. maddesi hükümlerine göre 24.260 kg buğdaya tekabül eden mal bedeli + KDV tutarının 5.589,56 TL olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 5.589,56 TL'nin teslim tarihi olan 22.12.2005 tarihinden tahsil tarihine kadar %30 faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalı şirket tarafından usulsüzlük işlemi yapılmasının söz konusu olmadığını, alınan buğdayların tamamının ihraç edildiğini, Dış Ticaret Müsteşarlığının yazısının Gümrük Müsteşarlığı Teftiş Kurulunca açılan soruşturmada gümrük müfettişi tarafından düzenlenen 11.09.2009 tarihli ek rapor dikkate alınmaksızın düzenlendiğini, bu raporda firma yetkililerinin kaçakçılık yaptığı yönünde kesin bir kanaate ulaşılamadığının tespit edildiğini, açılan ceza davasında şirket yetkililerinin beraat ettiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davalı şirket tarafından ihraç edilmediği ileri sürülen 15 ton ihraç malı buğday ununu fiilen yurtdışına ihraç ettiği, bu nedenle şirketin Dahilde İşleme İzin Belgesi kapsamındaki toplamda 650 ton miktardaki buğday ununu yurtdışına ihraç ettiği ve yükümlülüğünü yerine getirdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, istek halinde aşağıda yazılı 36,15 TL harcın temyiz eden davacıya iadesine, 25.05.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)