MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 26.09.2018 tarih ve 2016/292 E. - 2018/547 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nce verilen 25.06.2020 tarih ve 2019/362 E. - 2020/605 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili kurumca, Duru İnş. Tic. Ltd. Şti.'nin T.C. Ziraat Bankası A.Ş ... Gidiş Şubesi'ne ait 04.02.2015 tarihli ve 84.000,00 TL ve 04.02.2015 tarihli ve 10.500,00 TL bedelli iki adet kesin teminat mektubunun nakde tahvil edilmesi talebinin davalı bankaca müvekkili kurumun teminat mektuplarında belirtilen muhatap kurum olmadığı, lehdarın teminat mektubu ile garanti edilen yükümlülüğünü yerine getirmediği, riskin gerçekleştiğine dair herhangi bir ifade bulunmadığı gerekçeleriyle reddedildiğini, 6360 sayılı Kanun ile 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu'nda yapılan değişiklikle il özel idaresinin mülga edilmesi üzerine İl Özel İdaresi'nin yetki ve sorumluluğunda bulunan yolların yapım ve bakımı Eskişehir Büyükşehir Belediyesi'ne devredildiğini, bu durumda İl Özel İdaresi adına tanzim edilmiş ve İl Özel İdaresi'nin mülga edilmesiyle teminat mektuplarına konu olan yolların yapım ve bakım işinin Eskişehir Büyükşehir Belediyesi'nin sorumluluğuna devredildiğini, dava dışı yüklenici firmanın ihaleye konu her iki yolda üstlendiği yapım ve bakım çalışmalarını yerine getirmeyerek garanti ettiği yükümlülüğe aykırı davrandığını, bu sebeple davalı bankaca teminat mektuplarının nakde dönüştürülmemesi sebebiyle müvekkili kurumun zararının doğduğunu ileri sürerek, dava konusu teminat mektuplarının nakde dönüştürülmemesinden doğan 94.500,00 TL alacağın 31.12.2015 tarihinden işleyecek en yüksek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkili bankanın söz konusu teminat mektupları sebebiyle tazmin yükümlülüğünün doğabilmesi için yazılı bir tazmin talebinin bulunması ve muhatabın tazmin talebinde lehtarın yükümlülüğünü kısmen veya tamamen yerine getirmediğini açıkça beyan etmesi gerektiğini, süresi içinde yapılan ilk tazmin talebinde muhatap kurumun ilga edilmesi ile Eskişehir Büyükşehir Belediyesi'ne yetki ve sorumluluk devrine ilişkin herhangi bir belgenin kendilerine sunulmadığını, teminat mektuplarının özelliği gereği belli bir muhataba hitaben düzenlendiğini ve muhatabın tüzel kişi olması halinde tazmin talebinin muhatap kurumu temsile yetkili kişi tarafından yapılması ve sunulan vekaletnamede açık yetki bulunması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 6360 sayılı Kanunla 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanununda yapılan değişiklikle mülga olan Eskişehir İl Özel İdaresinin yetki ve sorumluluğunda bulunan yolların bakım ve yapım işinin davacıya devredildiği, Eskişehir İl Özel idaresinin üstlendiği iki adet yol yapım işi için dava dışı yüklenici şirket tarafından il özel idaresi lehine davalı banka tarafından 31/12/2015 vade tarihli iki adet kesin teminat mektubu verildiği, kanun değişikliği sebebi ile teminat mektubunun muhatabının davacı ... olduğu, geçici kabulleri yapılan söz konusu işlere ilişkin eksikliklerin giderilmesi için yükleniciye başvurulmasına rağmen işin kesin kabule hazır hale getirilmemesi sebebi ile kesin teminat mektuplarının nakde çevrilmesi için 31/12/2015 tarihinde, yani kesin teminat mektubunun vadesi içerisinde davacı tarafından başvuru yapılmış olup, davalı banka her ne kadar kesin teminat mektuplarında belirtilen muhatabın davacı ... olmadığını ve riskin gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkin açıklama yapılmadığını ileri sürerek usulüne uygun başvuru yapılmadığından bahisle davacının talebini reddetse de, davacının 18/01/2016 tarihli dilekçesi ile, davalının 05/01/2016 tarihli yazısına istinaden süresinde yaptığı başvurusundaki hususlara açıklama getirdiği, dolayısı ile teminat mektuplarının nakde çevrilmesini talep edebilme hakkını elde ettiği, bu nedenle, davacının 18/01/2016 tarihli yazısı yeni bir başvuru niteliğinde olmayıp, 31/12/2015 tarihinde yapılan başvuruda belirtilen hususların açıklaması şeklinde değerlendirmek gerektiği, kaldı ki, davacının teminat mektubu veren bankaya riskin gerçekleştiğine dair açıklama yapma zorunluluğunun da bulunmadığı, zira davalı, dava dışı şirket adına davacıya işin yapılamamasından kaynaklı durumlarda garantör görevi görmekte olup, teminat mektubunun muhatabı hiç bir gerekçe göstermeden talep ettiği anda bankanın, teminat mektubunda belirtilen meblağı ödemekle yükümlü olduğu, açıklanan tüm bu gerekçelerle, bilirkişi raporlarındaki tespitlere de katılmayarak, davacının süresinde yaptığı başvuru sebebi ile teminat mektuplarının paraya çevrilmesini talep edebileceği gerekçesiyle davanın kabulü ile, teminat mektuplarının nakde tahvil edilmemesinden doğan 94.500.- TL alacağın 31/12/2015 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, bankalarının teminat mektubu vermekle mücerret bir borç altına girmeyip belirli bir yükümlülüğün yerine getirilmesini garanti ettikleri, bu nedenle yazılı tazmin talebinde mutlaka lehtarın teminat mektubu ile garanti edilen yükümlülüğünü yerine getirmediğinin belirtilmesi gerektiği, somut olayda, davacı belediyenin tazmin talep yazısında sadece iki adet teminat mektubunun tazmin edilmesinden bahsedildiği, riskin gerçekleşip gerçekleşmediğine dair bir bilgiye yer verilmediği, dava konusu teminat mektuplarında 31.12.2015 tarihine kadar tazmin talebinde bulunulmadığı takdirde hükümsüz kalacağının belirtildiği, bu hale göre, teminat mektuplarının geçerli olduğu 31.12.2015 günü itibarıyla davacı ... tarafından usulüne uygun tazmin talebinde bulunulmadığından davalı bankaca tazmin talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, davacı yanın iddiasının aksine davalı bankanın teminat mektubunun vadesini uzatmamasının riskin gerçekleştiğini kabul için yeterli olmadığı gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 31/05/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy