(818 S. K. m. 349) (6098 S. K. m. 445)
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce bozmaya uyularak verilen 27.11.2019 tarih ve 2019/281-2019/800 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında hizmet sözleşmesinin 5. maddesine göre davalının çalışma süresi boyunca davalının işyeri sırları ile müşteri çevresini üçüncü kişilere aktaramayacağının, iş akdinin sonlanmasında sonraki 6 ay içinde aynı konuda (faxserver) başka bir işle iştigal edemeyeceğinin ve doğrudan yahut dolaylı olarak bu konumda bulunup müvekkilinin müşteri çevresi ile irtibat kuramayacağının düzenlendiğini, bu maddeye aykırılık halinde davalının 50.000 USD cezai şartı ödeyeceğinin belirlendiğini, davalının hizmet sözleşmesini 20.06.2002 tarihinde feshettiğini, aralarında davalının da bulunduğu kişiler hakkında yapılan şikayete istinaden dava dışı ... ... Bilgi ve İletişim Hizm. Ltd. Şti.'ne ait işyerinde yapılan aramada davalının bilgisayarlarında, iş akdinin sonlanmasından itibaren 6 aylık süre içinde müvekkilinin müşterileri ile sanal ortamda yaptığı ticari bağlantı kurmaya yönelik yazışmaların bulunduğunu, bu durumun rekabet yasağına aykırı olduğunu ileri sürerek 50.000 USD cezai şartın fiili ödeme günündeki TCMB efektif satış kuru üzerinden faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, görev ve derdestlik itirazında bulunarak, müvekkilinin haklarının ödenmemesi nedeniyle iş sözleşmesini feshettiğini, cezai şartın sadece işçi aleyhine yazılmış olması nedeniyle geçersiz olduğunu, sözleşmenin feshiyle cezai şartın hükümsüz hale geldiğini, müvekkilinin cezai şartı gerektirecek faaliyetinin olmadığını, davacının faaliyet konusuyla alakalı başka bir işte çalışmadığını, cezai şartın fahiş olduğunu, tenkisinin gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, Taraflar arasında düzenlenen 05.12.2000 tarihli hizmet sözleşmesinin 5. maddesindeki rekabet yasağına ilişkin düzenlemede coğrafi alan bakımından sınırlandırma yapılmadığı, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın Çalışma ve Sözleşme Hürriyet başlığı altında düzenlenen 48 ve devamı maddelerinde herkesin dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetine sahip olduğu anayasal teminat altına alındığı, 818 sayılı BK'nın 349. (6098 sayılı TBK m. 445) maddesi uyarınca rekabet yasağının, işçinin ekonomik geleceğini tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve konu bakımından hakkaniyete uygun sınırlamalar içermemesi halinde rekabet yasağı hükmünün geçerli olmayacağı, taraflar arasındaki davaya konu hizmet sözleşmesinin rekabet yasağına ilişkin maddesinde coğrafi alan sınırlamasının bulunmaması, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı şekilde tehlikeye düşürecek nitelikte olduğundan rekabet yasağına ilişkin sözleşme hükmünün batıl sayılması gerektiği, buna bağlı olarakta cezai şartın oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 27.10.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)