MAHKEMESİ :FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 24.09.2014 tarih ve 2013/200-2014/261 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin “A 101” ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı ...’ın "nar101" ibareli, 43. sınıftaki hizmetleri içeren marka tescil başvurusunda bulunduğunu, müvekkilinin iltibas ve tanınmışlık vakıa ve hukuki sebeplerine dayanarak başvurunun reddi istemi ile itirazda bulunduğunu, itirazın önce Markalar Dairesi ve nihai olarak YİDK tarafından 2013/M-3555 sayılı kararla reddedildiğini, kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, başvurunun tescilinin müvekkilinin markaları ile iltibasa sebebiyet vereceği gibi, onların tanınmışlığından haksız yarar sağlayıp itibar ve ayırt edici karakterini de zedeleyeceğini ileri sürerek YİDK kararının iptali ile davalı adına tescil edilen markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini istemiştir.
Davalı TPMK vekili, kurum kararının yerinde olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ..., davacı markaları ile başvuru arasında iltibasın bulunmadığını, işaretlerin farklı olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davacının markalarının “A 101”, esas ve ayırt edici unsurlu olduğu, davacının markalarının birçok ürün ve hizmet sınıfında tescilli olduğu, ancak mağazacılık hizmeti için yoğun ve yaygın olarak kullanıldığı, yoğun kullanılan markanın da “A101” şeklinde olduğu, davalının 2010/65516 sayılı başvurusunun ise "nar101" ibareli olduğu, davanın itiraza mesnet markaları ile davalının "nar101" ibareli başvurusu arasında görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, zira markaların bir bütün olarak korunabileceği, karşılaştırma esnasında tescilli marka ile başvuru konusu işaretin parçalara ayrılarak incelenmesinin ve iltibasın bulunup bulunmadığının mücerret bir parçaya bağlı olarak yapılmasının mümkün bulunmadığı, ortalama tüketicilerin davacı markalarını “A” harfi ve “101” rakamıyla bir bütün olarak algılayacakları, buna karşın başvuru konusu işareti “NAR” kelimesi ve “101” rakamı itibariyle hatırlayacakları, bu görsel ve anlamsal algının markaların bütününde gerek okunuş ve gerekse görünüşte yeteri derecede farklılık yarattığı, anlamsal benzerlik zaten bulunmadığı, öte yandan başvuru konusu işaretin özel ve özgün bir düzenleme ve renk kombinasyonuyla bütünleştirilmiş olduğu, bu şekilde ayırt ediciliği daha da güçlendirdiği, davacı markalarının tanınmış olmasının da varılan bu sonucu değiştirmeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 21.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy