(6100 S. K. m. 370)
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 05.11.2014 tarih ve 2014/206-2014/336 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin “......” ibareli 30. sınıftaki ürünleri içeren 197053 sayılı markanın sahibi olduğunu, davalı tarafın müvekkilinin tescilli markasına iltibas oluşturacak biçimde 2011/95593 sayılı "......+ŞEKİL" ibareli marka tescil başvurusunda bulunduğunu, müvekkilince başvurunun reddi istemiyle itirazda bulunulduğunu, itirazın önce Markalar Dairesi ve nihaî olarak da YİDK tarafından 2014/M-4622 sayılı kararla reddedildiğini, kurum kararının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek 2014/M-4622 sayılı kurum kararının iptaline ve davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini istemiştir.
Davalı TPMK vekili, kurum kararının yerinde olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davalı başvurusu ile davacının itiraza mesnet markasının “......” esas ve ayırt edici unsurlu olduğu, davalının başvurudan öncesinde 2000/24606 sayılı “...... ibareli markasının bulunduğu, davalının önceki markasının kapsamının “genel mağazacılık hizmeti ile 29 ve 30. sınıf emtiayı kapsadığı, bu hali ile davalının bu markayı tescil ettirmekle 29 ve 30. sınıf emtia bakımından mağazacılık faaliyeti içerisinde satışa sunma hakkını elde edeceği, her iki tarafın belirtilen iştigal mevzularında, eş zamanlı olarak ticarî faaliyette bulundukları, eğer her iki tarafın iştigal alanında bulunan ürün ve hizmetler için anılan “......” ve “......+ŞEKİL” tanıtım işaretlerini markasal olarak kullanımları bir iltibasa sebebiyet vermiş olsaydı, şu ana kadar kullanım önceliği olan tarafın bu konuda bir dava açmasının beklenebilir bir hâl olduğu, oysa sunulan kanıtlar kapsamına göre her iki taraf için de böyle bir hukukî yola tevessül olunmadığı, eş zamanlı kullanımları sırasında bir iltibas doğmadığı, böyle bir kanıtın bulunmadığı, başvurunun da davalının önceki markası ile işaret ve hizmetler yönünden aynı olduğu, davalının işletmesi ile özdeşleşmiş asli unsurlarını içeren, işletmesel köken itibariyle önceki tescilli markaları ile bağlantılı olduğu mesajını açık biçimde veren, önceki markaların serisi olarak algılanmasında tereddüt bulunmayan, asli unsur yanında bazı ekler de içeren yeni ve seri bir marka tescil ettirme hakkının bulunduğundan başvuru konusu işaretin de davalının önceki markasının serisi mahiyetinde olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 26.10.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)