MAHKEMESİ : FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 06/10/2015 tarih ve 2014/189-2015/158 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin taraf vekilleri tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin “MEZ” esas unsurlu markasını 1971 yılından beri aktif olarak kullandığını, müvekkilinin “MEZ” ibareli tescilsiz markasının oto kiralama ve otomotiv sektöründe İstanbul içinde oldukça iyi bilinen bir marka olduğunu, müvekkilinin aynı zamanda uzun yıllardır Doğuş Otomotiv'in bayilerinden biri olduğundan bu hususun bilindiğini, davalı firmaya gönderilen ihtarnameye olumlu ya da olumsuz cevap verilmediğini, davalının sadece kamu kurumlarından temizlik işleriyle ilgili ihale alan bir firma olmasına rağmen, müvekkilinin markası ile iltibas oluşturmak gayesiyle müvekkilinin asli iştigal konularını da faaliyet alanına eklettiğini, müvekkilinin ve davalının aynı iştigal alanında faaliyet göstermekte olup, müvekkilin ticaret unvanının ve tescilsiz olarak “MEZ” ibaresinin markasal olarak davalı tarafından kullandığını, müvekkilinin davalı tarafa ait 2010/36727 sayılı “MEZ” ibareli markanın 37. sınıftaki inşaat hizmetleri, inşaat araç ve gereçlerin ve iş makinalarının kiralanması hizmetleri, kara araçları servis istasyonu hizmetleri (bakım, tamir yakıt dolumu) deniz araçlarının bakımı ve tamiri hizmetleri, gemi inşaatı hizmetleri, hava taşıtlarının bakım ve tamiri hizmetleri ile 39. sınıfta kara deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri (tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, kurye hizmetleri dahil) araba parkları hizmetleri, garaj kiralama hizmetleri, tekne barındırma hizmetleri, taşıt ve malları kurtarma hizmetleri yönünden üstün hak sahibi olduğunu, davalının 6102 sayılı TTK’nın 50. maddesine de aykırı davrandığını, müvekkiline ait ticaret unvanını haksız olarak kullandığını ileri sürerek maddi ve manevi hakları saklı kalmak kaydıyla davalıya ait 2010/36727 sayılı “MEZ” ibareli markanın yukarıda anılan 37. ve 39. sınıftaki hizmetler yönünden iptalini, “MEZ” ibareli ticaret unvanının ticaret sicilinden terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; zamanaşımı itirazında bulunarak davacının kötü niyetli olduğunu, 2005 yılında marka tescili için başvurduğunu ve bu bilgiyi mahkemeden gizlediğini, taraf logoları arasında iltibas bulunmadığını, marka tecavüzünün söz konusu olmadığını, müvekkilinin iddia edildiği gibi temizlik firması olmadığını, müvekkilinin markasının 556 sayılı KHK’nın korumasında olduğunu, davacı tarafın gerçek hak sahibi olmadığını, unvanların da benzer olmadığını, tarafların faaliyet alanlarının farklı olduğunu, müvekkilinin yol inşaatı, asfalt ve benzeri faaliyetlerle araç kiralama işleriyle iştigal ettiğini, davacıların ana sözleşmelerindeki alanlarda faaliyette bulunmadıklarını, sessiz kalarak tescil başvurusunda bulunmadıklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafın markasal olarak 37. sınıf inşaat hizmetlerinde ve 39. sınıfta kara araçlarının kiralanması hizmetlerinde markayı kullanıp tanınır hale getirdiği, anılan emtia ve sınıf yönünden gerçek hak sahipliği dikkate alındığında davalı tarafa ait markanın kısmen hükümsüzlüğüne karar vermenin gerekli olduğu, 6102 sayılı TTK’nın ilgili hükümlerine nazara alınarak davalı tarafın ticaret unvanı tescili üzerinden 5 yılı aşkın bir süre geçtiği, davacı tarafın uzun süre sessiz kalıp unvanın terkinini talebinin TMK’nın 2. maddesi gereği iyi niyetli bir davranış olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne davalı tarafa ait 2010/36727 sayılı “MEZ+Şekil” ibareli markanın 37. sınıfta inşaat hizmetlerinde ve 39. sınıfta kara araçlarının kiralanması hizmetleri yönünden hükümsüzlüğüne, ticaret unvanı yönünden davalı tarafın uzun süredir ticaret unvanını kullanımı ve farklı alanda olması dikkate alınarak reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı taraflardan peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 16/11/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy