Mahkemesi:Asliye Ceza Mahkemesi
Müşteki: İstanbul Muhakemat Müdürlüğü
Suç: 2863 Sayılı Kanuna Aykırılık, Mühür Bozma
Hüküm: 1)Sanıklar hakkında, 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 2863 sayılı Kanunun 65/b, 5237 sayılı TCK'nın 62,50/1-a, maddeleri uyarınca 6.000 TL adli para cezası ,
2)Sanıklar hakkında mühür bozma suçundan 5237 sayılı TCK'nın 203, 62, 5271 sayılı CMK'nın 231. maddeleri uyarınca 150 tam gün adli para cezası, hükmün açıklanmasının geri bırakılması,
2863 Sayılı Kanuna Aykırılık ve mühür bozma suçlarından sanıkların mahkumiyetlerine ilişkin hükümler sanıklar ile müşteki vekili tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Müşteki Kültür ve Turizm Bakanlığına duruşma günü bildirilmediğinden, 5271 sayılı CMK'nın 260. maddesi uyarınca katılan sıfatını alabilecek surette suçta zarar gören sıfatıyla temyiz hakkının bulunduğu kabul edilerek, suçtan doğrudan zarar gördüğü anlaşılan ve hükmü temyiz etmek suretiyle katılma iradesini ortaya koyan müşteki ... adına İstanbul Muhakemat Müdürlüğünün 5271 sayılı CMK'nın 237/2. maddesi uyarınca davaya katılmasına karar verilerek yapılan incelemede;
1- Mühür bozma suçundan sanıkların mahkumiyetlerine ilişkin hükme yönelik temyiz istemlerinin değerlendirilmesinde;
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 5271 sayılı CMK'nın 231/12. maddesi uyarınca itiraz kanun yoluna tabi bulunduğu, aynı Kanunun 264. maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda mercide yanılmanın başvuranın hakkını ortadan kaldırmayacağı nazara alınarak, sanıklar ile katılan vekilinin temyiz isteminin, itiraz mahiyetinde değerlendirilmesi suretiyle CMK'nın 264/2. maddesi uyarınca gereği merciince yapılmak üzere dosyanın incelenmeksizin mahkemesine iadesinin temini için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
2- 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükme yönelik temyize gelince;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin mahkumiyete ilişkin bir nedene dayanmayan; sanıkların evin içerisinde yapılan işlemlerin izne tabi bulunmadığına, eksik ve hatalı bilirkişi raporuna dayanılarak karar verildiğine ilişkin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Dosya içeriğine göre, Sarıyer ilçesi, Büyükdere mahallesi, Çayırbaşı mevkiinde yer alan, Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulunun 14/12/1974 gün ve 8172 sayılı kararı ile tespit ve ilan edilen “Boğaziçi Sit Alanı”nda ve 22.07.1983 tarihli, onaylı 1/1000 ölçekli Boğaziçi Ön Görünüm Bölgesi Uygulama İmar Alanında Sahil Şeridinde kalan Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulunun 08/09/1978 tarih ve 10625 sayılı, 10/10/1970 tarih ve 5595 sayılı kararları ile 2. Grup eski eser olarak tescilli suça konu binada sanıklar tarafından iç boya, badana, fayans ve muhtelif iç tadilat yapımında bulunulduğu, tescilli iki bina arasında çelik konstrüksiyon ve dış cephede iskele kurulduğu hususlarının tespit edilmesi, İstanbul III Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü'nün 16/03/2006 tarihli cevabi yazıları ile, dava konusu parselde mevcut tescilli iki adet 2. Grup eski eser için , ilgilisi tarafından bakım için başvuru yapıldığının, ancak yazışmaların devam ettiğinin bildirilmesine ve sanıklar tarafından da dava konusu yer ile ilgili olarak röleve hazırlandığının ve Anıtlar Yüksek Kurulu'na sunulduğunun savunulması karşısında, sanıkların tescilli eserlerde bakım yapılmasına ilişkin başvurularının sonucunun ve hazırlanan rölevenin onaylanıp onaylanmadığının araştırılarak, sonucuna göre sanıklar tarafından yapılan iç boya, badana, fayans ve muhtelif iç tadilat işlemlerinin, bakım talebi ve hazırlanan röleve kapsamında bulunup bulunmadığı araştırıldıktan sonra, eylemlerinin 2863 sayılı Kanunun 65/a maddesine temas eden suçu oluşturup oluşturmayacağının değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeksizin eksik araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi,
Kabule göre de; suç tarihinde yürürlükte bulunan 2863 sayılı Kanunun 65/b maddesinde düzenlenen suçun müeyyidesinin iki yıldan beş yıla kadar ağır hapis ve beşmilyar liradan onmilyar liraya kadar adli para cezası olarak öngörüldüğü, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5728 sayılı Kanunun 408 maddesi ile sözü edilen suçun yaptırımının iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası olarak değiştirildiği, dikkate alınmaksızın sanıklar hakkında eksik ceza tayin edilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanıklar ile katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA,11/09/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.