Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle yaralama
Hüküm : 5237 sayılı TCK'nın 89/1, 89/2-b, 50/1-d, 53/6 maddeleri uyarınca mahkumiyet
Taksirle yaralama suçundan, sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dosya içeriğine göre; sanığın gece vakti, meskun mahalde, yönetimindeki otomobil ile geldiği ışık kontrollü kavşaktan geçip, seyrine devam ettiği sırada, gidişine göre sağ taraftan kavşağa giriş yapan katılan idaresindeki motosikletin sol yan kısmına aracının sağ ön kısmı ile kavşak içerisinde çarpması ve gerek sanığın gerek katılanın kendi yönlerine yanan yeşil ışıkta hareketle kavşağa girdiklerini beyan ettikleri olayda, kaza sonrası katılanın motosikletini kaldırıp, olay yerinden ayrılarak maddi delillerin kaybına kendisinin sebebiyet vermiş olması, katılanın beyanları esas alınarak trafik polis memurlarınca düzenlenen kaza yeri basit krokisinde gösterilen sanık sürücünün çarpma noktasına kadar katettiği mesafenin uzunluğu ve şehir merkezinde yol aldığı dikkate alındığında, müşterek hayat tecrübelerine göre, bu süre içerisinde ışık ihlali yapan sanığın, ayrıca başka bir kazaya sebebiyet vermesi kuvvetle muhtemel iken, dosya kapsamında bu yönde bir iddia ve delil bulunmaması, olayın görgü tanığı ve kaza anını gösterir kamera kaydının da bulunmaması karşısında, sanığın aksi kanıtlanamayan savunmasına itibar edilerek, katılanın ışık ihlali yapıp, tam kusurlu eylemiyle kazaya sebebiyet verdiğinin kabulüyle, sanığın beraatine karara verilmesi gerekirken, keşif sonucu düzenlenen yetersiz bilirkişi raporuna itibarla, yazılı şekilde, sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmesi,
Kabul ve uygulamaya göre:
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar" başlıklı 50/1-d maddesinde, "Kısa süreli hapis cezası, suçlunun kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama süresinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlemesindeki özelliklere göre; mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle, belirli yerlere gitmekten veya belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanmaya, çevrilebilir." hükmüne yer verilmiş olup, sanığa tayin edilen kısa süreli hürriyeti bağlayıcı ceza seçenek yaptırıma çevrilirken, kanun koyucunun amacına uygun, akla ve mantığa aykırı olmayan, tarafları tatmin edici, infazı olanaklı ve denetime elverişli bir seçenek yaptırıma hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, şöförlüğü meslek edinen sanığın sürücü belgesinin, 5237 sayılı TCK'nın 53/6 maddesi gereğince 3 ay süreyle geri alınmasına da karar verildiği halde, sanığa hükmolunan 4 ay 15 gün hapis cezasının, 5237 sayılı TCK'nın 50. maddesinin 1.fıkrasının (d) bendi uyarınca, “ 2 ay 7 gün süre ile kara ulaşım aracı kullanmaktan yasaklanması” seçenek yaptırımına çevrilmesi,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olup, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 25.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy