Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle öldürme
Hüküm : 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 62, 50/1-a, 50/4, 52/4, 53/6, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet,
Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafileri ve katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık müdafiilerinin duruşmalı inceleme isteminin, hükmedilen cezanın adli para cezasından ibaret olması ve süresi içerisinde talepte bulunulmamasına nedeniyle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 318 ve 5271 sayılı CMK'nın 299. maddeleri gereğince reddine karar verilerek yapılan incelemede:
5271 sayılı CMK'nın 226. maddesinde, “suçun niteliğinin değişmesi” halinde, sanığın yararlanacağı haklar düzenlenmiş olup, maddenin son fıkrası gereğince, sanık müdafiinin aynı şekilde yararlanacağı hakların, anılan Kanunun 216/3. maddesi ile ilgisi bulunmadığı gibi, CMK'nın 216/3. maddesinde son sözün hükümden önce hazır bulunan sanığa verilmesi gerektiğinin düzenlenmiş bulunması karşısında; tebliğnamedeki (1) numaralı; sanığa ait adli sicil kaydı ve nüfus kaydının UYAP sisteminden elektronik ortamda temin edilmiş olması, sanığın duruşmada alınan beyanında okunan belge içeriklerinin doğru olduğunu ifade etmesi, dosya kapsamında sözü geçen kayıtların sahteliğine dair bir iddia ve/veya delil bulunmaması karşısında, (2) numaralı bozma düşüncelerine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin olayda bilinçli taksir koşullarının bulunduğuna ilişkin ve yerinde görülmeyen tüm; sanık müdafiilerinin kusur durumuna ilişkin ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak,
Yönetimindeki otomobille seyir halindeyken, direksiyon hakimiyetini kaybederek, karşı yol bölümüne geçip, tam kusurlu olarak meydana getirdiği kaza sonucu bir kişinin ölümüne sebebiyet veren sanık hakkında, temel cezanın asgari hadden uzaklaşılarak belirlenmesinde isabetsizlik bulunmamakta ise de, iki sınır arasında temel ceza belirlenirken suçun işleniş şekli, meydana gelen zararın ağırlığı, failin taksire dayalı kusurunun yoğunluğu da nazara alınmak suretiyle, adalet ve hakkaniyet kurallarına uygun bir cezaya hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, teşdidin derecesinde yanılgıya düşülerek, tayin olunan temel cezada asgari hadden fazla uzaklaşılmak suretiyle yazılı şekilde sanığa fazla ceza tayin edilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olup, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 25.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy