Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna Aykırılık
Hüküm : 2863 sayılı Kanunun 74/2, 5237 sayılı TCK'nın,
35/2,62, 52/2, 54 maddeleri uyarınca 1.500 TL ve
93 TL adli para cezası
2863 Sayılı Kanuna Aykırılık suçundan, sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın, diğer suç ortakları ile birlikte 2863 sayılı Kanunun 6. maddesinde belirtilen kültür ve tabiat varlıklarından, bunların koruma alanlarında, tespit ve tescil edilmiş sit alanlarından olmayan Ulucak köyü, Gavurören deresi mevkiinde izinsiz kazı yaptığı ve düzenlenen tespit tutanağındaki ölçülere göre 60x70 cm.ebatlarında 50 cm.derinliğinde olduğu tesbit edilen kazının define elde etmeye elverişli duruma geldiği, bu bakımdan eylemin teşebbüs aşamasında kalmayıp tamamlanmış olduğunun kabulü gerektiği gözetilmeksizin, suçun teşebbüs aşamasında kaldığından bahisle sanık hakkında eksik ceza tayin edilmesi, sanığın adli sicil kaydında bulunan, Uşak Asliye Ceza Mahkemesi'nin 07/03/2000 tarih, 2000/229-27 esas karar sayılı ilamın tekerrüre esas olduğunun ve hükmolunan hapis cezasının 5237 sayılı TCK'nın 58/6 maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanığa atılı suç için kanunda öngörülen müeyyide, suç tarihi ve iddianamenin tanzim tarihi nazara alındığında dava konusu eylem ile ilgili olarak yargılama yapmak ve delilleri değerlendirmekle 1412 sayılı CMUK'un 421. maddesi uyarınca Ağır Ceza Mahkemesinin görevli olması, suç tarihinden sonra 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Kanunun 5. maddesi ile 5235 sayılı Kanunun 10,11 ve 12. maddeleri uyarınca davaya konu suç ile ilgili olarak Asliye Ceza Mahkemesinin görevli kılınmasının suç tarihinde görevli
Olan ve üst dereceli mahkeme olan Ağır Ceza Mahkemesinin görevini etkilemeyeceği, zira 5235 sayılı Kanunun geçici 1. maddesi uyarınca bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte görüşülmekte olan dava ve işlerde mahkemelerin görevinde bir değişikliğin söz konusu olduğu hallerde, üst görevli mahkemelerin yargılamaya devam edeceklerinin, alt görevli mahkemelerin ise görevsizlik kararı vererek dosyayı üst görevli mahkemeye göndereceklerinin düzenlendiği, 5560 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 6. maddesinde bu durumdan farklı olarak duruşmada suçun hukuki niteliğinin değiştiğinden bahisle görevsizlik kararı verilerek dosyanın alt dereceli mahkemeye gönderilemeyeceğinin öngörüldüğü, 23.01/2008 tarihli 5728 sayılı Kanun ile 2863 sayılı Kanunun 65. maddesinde yapılan değişikliğin sözü edilen suç yönünden 5235 sayılı Kanun ile görevli kılınan Asliye Ceza Mahkemesinin görevinde bir değişiklik öngörmediği, bu nedenle somut olayda 5728 sayılı Kanunun geçici 2. maddesi kapsamında görevsizlik kararı verilmesi gerekliliğinden de bahsedilemeyeceği anlaşıldığından tebliğnamede görevsizlik kararı verilmesi gerektiğinden bahisle bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir.
Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1)Suç tarihinde yürürlükte bulunan kanunlar ile suç tarihinden sonra yürürlüğe giren kanunların bir bütün halinde somut olaya ayrı ayrı uygulanması, ortaya çıkacak sonuca göre en lehe olan kanunun tespiti ve sanık hakkında tatbik edilmesi gerektiği, bu doğrultuda suç tarihinde yürürlükte bulunan 5728 sayılı Kanun ile değişiklikten önceki 2863 sayılı Kanunun 74/2. cümlesi ile 765 sayılı TCK hükümlerinin sanığın daha lehine olduğu gözetilmeksizin, suç tarihinde yürürlükte bulunan 5728 sayılı Kanun ile değişmeden önceki 2863 sayılı Kanun ile suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK hükümlerinin birlikte uygulanması suretiyle karma uygulama yapılması,
2)Sanık hakkında tayin edilen adli para cezasının taksitlendirilmesine karar verilirken uygulanan kanun maddesinin gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 232/6 maddesine muhalefet edilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, bu hususların yeniden yargılama yapılmaksızın aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, sanık hakkında kurulan (2) numaralı hükmün üçüncü paragrafının hükümden çıkarılarak yerine “ Sanığın eyleminin eksik teşebbüs aşamasında kalması nedeniyle 765 sayılı TCK'nın 61. maddesi uyarınca cezada takdiren 2/3 oranında indirim yapılarak 4 ay hapis ve 164 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” cümlesinin eklenmesi, yine dördüncü paragrafta yer alan kanun maddesinin “765 sayılı TCK'nın 59/2 maddesi” ve ceza miktarının “ 3 ay 10 gün hapis ve 135 TL adli para cezası” olarak değiştirilmesi, altıncı paragrafın hükümden çıkarılarak yerine “sanığın ekonomik ve sosyal durumu gözetilerek sanığa verilen kısa süreli hapis cezasının 647 sayılı Kanunun 4. maddesi uyarınca suç tarihine göre günlüğü 12 TL'den paraya çevrilerek 1.200 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” cümlesinin eklenmesi, yedinci paragraftan önce gelmek üzere “sanık hakkında hükmolunan para cezaları 765 sayılı TCK'nın 72. maddesi uyarınca toplanarak sonuçta 1.335 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” cümlesinin eklenmesi, yedinci paragrafa “647 sayılı Kanunun 5. maddesi uyarınca” ibaresinin eklenmesi, sekizinci paragrafta yer alan kanun maddesinin “765 sayılı TCK'nın 36. maddesi” şeklinde düzeltilmesi suretiyle hükümdeki usul ve kanuna uygun bulunan sair hususların aynen bırakılmasına karar verilmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 11/09/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy