Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle yaralama
Hüküm : 5237 sayılı TCK'nın 89/1,2-b, 62, 51/1-3. maddeleri uyarınca mahkumiyet
Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafii ve katılan vekilinin kusur oranlarına yönelik temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Dosya kapsamındaki doktor raporuna göre katılanın meydana gelen kazada organlarından birinin işlevini yitirecek şekilde yaralanmasına rağmen sanığa TCK'nın 89/3-b maddesine göre ek savunma hakkı tanındıktan sonra TCK'nın 89/1. maddesine göre belirlenen cezanın 1 kat artırılması gerekirken hükmün karıştırılması suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi,
2- Geçerli sürücü belgesi bulunan ve meydana gelen olayda TCK'nın 53/6. maddesinin uygulanabileceği gözetilmeden cezanın ertelenmesi nedeniyle yasal olanak bulunmadığından bahisle hatalı gerekçeyle TCK'nın 53. maddesinin uygulanamayacağının belirtilmesi,
Kabule göre de
Olay günü, taksirli eylemi sonucunda katılanın yaralanmasına neden olan, daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş bulunan ve 05.03.1936 doğumlu olup suç tarihinde 65 yaşını doldurmuş olan sanık hakkında, 5237 sayılı TCK’nın 89. maddesi uyarınca tayin edilen 10 ay hapis cezasının 5237 sayılı TCK’nın 50/3. maddesi uyarınca maddenin 1. fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinin zorunlu olduğu, TCK’nın 50. ve 51. maddelerinin her ikisinin de kişiselleştirme kurumu olması ve birbirlerine karşı öncelikleri bulunmamakla birlikte, mecburi olan hükümlerin, taktiri hükümlerden önce uygulanacağı, Kanunun 50/3. fıkrasındaki düzenleme uyarınca öncelikle 50/1. maddesinin uygulanmasının gerektiği nazara alınmaksızın hükmedilen 10 ay hapis cezasının TCK’nın 51. maddesi uyarınca ertelenmesi,
Kanuna aykırı olup , sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olup, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 26.09.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy